27 Ekim 2014 Pazartesi

Bu da Geçer Ya Hu

Her şeyin insan için olduğu bu dünyada, bünyemizdeki en büyük eksik teslimiyet. 
Neden bu kadar garanticiyiz ?
Neden yarınlar bu kadar değerli ?
Neden bencilce yaşamak için uğraşıyoruz?
Ve neden dünyanın kendi etrafımızda dönmesini istiyoruz?

Çünkü mutluluk denen şeyin tanımı yok ve bizler açgözlü, muhteris ve doyumsuzuz. Elimizdeki her değerin daha fazlası mevcut ve bizler, daha fazlasına sahip olursak mutlu olacağımıza inanıyoruz. Aslında tam olarak mutsuzluk burada devreye giriyor. Daha fazlasına sahip olma arzusu ve bulunduğumuz yerden aşağı düşme korkusu bizleri mutsuz ediyor. Nasıl yaşamak istediğimize karar vermeye çalışırken, nasıl yaşadığımızı kaçırıyoruz. 
En güzel yıllarımız, saçma sapan meseleleri dert haline getirmekle geçiyor.
Giderek değişen bir dünyada, değişmeden, değişmek istemeden kalmaya çalışmak zor gibi görünüyor gözümüze ve  haklısınız  biz insanlar zor olan hiçbir şeyi sevmiyoruz aslında. Bu yüzden ayak uyduruyoruz her ne olmaktaysa etrafımızda ve bence en büyük yanlışı burada yapıyoruz. Yaşamıyoruz, akıntının içinde sürükleniyoruz. Bize boyun eğdiren düşünceleri inanmadan, kabulleniyor, yanlış olan ne varsa görmezden gelmeyi seçiyoruz.
İnsan yalnızca kendi tercihlerinin sonuçlarına katlanabilen bir varlık. Yani bir başkası yüzünden birşeyler olmuş ise bunu kabullenmek çok daha zordur. Peki  o zaman tercihte bulunmak yerine neden ayak uydurmayı seçiyoruz. Çünkü yukarıda da söylediğim gibi kolayı seviyoruz. Başkalarını suçlamak, kendini suçlmaktan daha kolaydır.
İşte tam bu noktada teslimiyetten bahsetmek istiyorum. Eğer tercihlerimizi yaptıktan sonra teslim olursak daha kolay olmaz mı herşey yada tercihlerimizi büyük bir teslimiyet hissi ile yapsak ?
Herşey geçiyor, mutluluklar, acılar, üzüntüler, hüzünler... Yaşamak böyle bir şey çünkü ve şuanda ne olmaktaysa bu da geçecek....

Bendeniz dağınıklık prensesi...