27 Ağustos 2012 Pazartesi

Gerçekten Güzel

Bir şey diyeyim mi ?
Akşam saatleri güzel,
Özel radyo yayınları
Şeytansız huşu zamanları
Dost sohbetleri,
Kumda kahve keyfi güzel...
Dinleyenin varsa anlatmak,
Anlatanın varsa dinlemek güzel...
Herkesin hep olmaya çalıştığı yerde hiç olmak güzel...
Bilmemek güzel...
Görmemek güzel...
Yaşamamak güzel...
Bir şey diyeyim mi?
Nefesini ne için tükettiğini bilmek güzel...
Ne için tükeceğini bilmemek güzel...
Kitap okuyan adamlar,
Deli dolu adamlar,
Ruh okumayı bilen adamlar güzel

Ve sana bir şey diyeyim mi ?
Adamlar, falanlar filan bahane...
Ben olmak güzel.....
Gerçekten Güzel...

17 Ağustos 2012 Cuma

''5 Yıl Sonra Kendinizi Nerede Görüyorsunuz?''

''5 Yıl Sonra Kendinizi Nerede Görüyorsunuz?''

Klişeleşmiş ama  reelde pekte kullanılmayan iş başvuru sorusudur bildiğiniz üzere...
   Aslında 'kafanın içinden geçen hayalleri söyle' demenin başka bir yoludur bu soru ve bence cesur bir soru değil, birşeylerin arkasına saklanmaktır...
   Cevabının da çok samimi olduğunu sanmıyorum, hoş henüz bu soruya yanıt vermişliğim yok ama tahminim yönetim kadrosunda ve ya kendini geliştirmiş bir yönetici olarak görüyorumdur....
   Ben önümü bile göremiyorum, bazen basamağı görmeyip sendeliyorum ve bu halime gülüyorum... Ne yediğimi hatırlamak bir yana, ne yiyeceğimi bile hesaplamıyorum... Mekan bilgim, zaman kavramım yok, önemde vermiyorum böyle şeylere... Benim yaşamakla ilgili planlarım yok aslında, çünkü yaşamla ilgili bir derdim yok...
Bu yüzden 5 yıl sonrayı göremiyorum ama daha basitçe ( en azından dürüstçe) hayallerim sorulsa anlatacak çok şeyim var...
  Hayaller diyorsam, evim olsun arabam olsun, beyaz atlı prensim olsun filan değil, dedim ya ilgi alanım değil. Olursa da eyvallah olmazsa da, olursa güzel olur o ayrı bir konu... Benim hayallerim daha anlık, daha çocuksu, daha hayal....
  Bu yüzden aşırı kredi kartı borçlarım, herhangi bir mağazanın karşısında akan ağız sularım ve paraya dair planlarım yok... Eşyaya hizmet etmek istemeyenlerdenim... Koltuk takımım milyarlık olsun senelerce onun borcunu ödemek için debeleneyim, belkide o sırada son nefesimi vereyim ama olsun gelenlerin ağzı açık kalsın zihniyetine karşıyım.. Lüks güzeldir ama lükstür olsa da olur olmasa da...
Bu yüzden 5 yıl sonra koltuk borcu ödüyor olmayacağım en azından...
5 yıl sonra 5 yıl sonrayı düşünüyor da olmayacağım...
5 yıl sonra, bugün verdiğim cevapla olduğum yeri kıyaslamayacağım da....
   Ben 5 yıl sonra kendimi çok huzurlu görüyorum yalnızca...
Yeterli bir cevap mı, bilemem....
Ama bence fazlasıyla yeterli...
İşe alındım mı peki?
Tabiki hayır...

Bendeniz 5 yıl sonranın hesap makinası...

 

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Şiddetli Şiddet Eğilimsizliği

Sayıklıyorum bazen uyandığımda
Uyanıkken sayıklıyorum
Sayıklamıyorum belkide bilincimi bilinçaltına alıyorum...
Rıfat Atkısız sevmedi beni, Rıfat Atkısız sevmedi beni, Rıf...
Sonu olmuyor, başı nerede başlıyor bilmiyorum...
Didaktik şiirlerin canı cehenneme
Fransız İhtilalinin sanata olan etkisininde...
Molotof kokteylinin, putların, keşmekeşliğin...
Sadece baktığın aynalar kalsın, 
Bir de sessizce gelme eğilimlerin...

Kandilliden duyuruyorlar her gece ve her sabah,
9.2 büyüklüğünde sarsmış aşkım bedenimi... 
Aşkımın ağırlığı bedenime fazla, bedenimin hacmi aşkımı almamakta...
Rıfat'a söyleyin
Göç etmek lazımmış başka bir bedene ve ya aşka...
Misafirperverliğin alemi yok
Bende fazla kalmam zaten parmak uçlarında...

Belki bende bilinmedik bir sebepten kaybolurum yarın sabah
Yolları yola bakan bir yolda...
İhtilalde fransız olurum,
Fransada bir sanat...

Sus sevgilim şimdi...
Kuraklık dudaklarımı kurutmakta....
Zaten Rıfat Atkısız sevmedi beni...

Bendeniz uykusuz tırı vırı...