28 Temmuz 2012 Cumartesi

Pis İşler Bunlar...

Neler duyuyoruz böyle...
Çıktı mı hakikaten dünyanın çivisi.. Düşmek üzere mi atmosfer boşluğundan bilinmeyene !
Her şey yalanlardan mı ibaret...
İnsanlık ölüm döşeğinde dua mı istemekte !
Yok derviş yok
Kaldırmaz bizim yürek dediğimiz sol yanımız...
Biz aptal adamlarız, çabuk kanarız...
İki çift sözü söyleyenden çok manasına bakarız...
Aşkım diyene aşk ile yanarız...
Biz ne biliriz ağzımızla kuş tutuyor gibi yapmayı...
Yaşadığımızı değil, yaşamak istediğimizi anlatmayı...
Biz Hugo sevgilisini kurtaramadı diye televizyon karşısında hüzünlenen adamlarız...
Tek ümidimiz telefonun ucundakinin doğru tuşa basması...
Biz küçük mutlulukların peşinde koşarız...
Bu yüzden kaybeder, kayıplarımıza yanarız....

Adrese Mesaj....
Bendeniz duyarlı aptallar derneği genel sekreteri...

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Domatesli, Maydanozlu... İskender Gibi Daha Çok

- Üzülme hatun, üzülme !
- Nasıl üzülmem Nejat abi be, adam büyük ekran televizyonları bile benden çok seviyor... Nasıl bir mide ağırlığına sebep oluyor bu bir bilsen, bütün dünya midene oturmuş gibi sanki... 
  Bugün bir şeyler olacak hissi vardı içimde maydanozlu, domatesli filan...Menemen gibi değil ama  iskender gibi daha çok.Yesen ağır gelecek ama nefsin körelecek, yemesen aklın kalacak... Bu sefer canım acımıyor Nejat abi, midem ağrıyor midem... Bir kussam diyorum , aslında kussam demiyorum bir sevse diyorum... Geçse midemin ağrısı diyorum, aslında geçse midemin ağrısı demiyorum  geçse canımın ağrısı diyorum... Bu nasıl bir şey Nejat abi? Yani nasıl kurtulunur bundan... Nasıl yaşanır herkes gibi... Böyle menemen gibi iskender gibi değil, insan gibi yaşamak istiyorum işte anla... 
  Şimdi sen bana umursama hiç bir şeyi diyeceksin, en klişesinden... Orada duracaksın işte bu işler böyle yürümüyor... Öyle planlı programlı aşk yaşanmıyor, yaşıyorsan o aşk olmuyor..  Pazardan yeşil biber almaya benziyor bu aşk meşk tantanası... Tartıda 3 kilosu 12 lira be abi... On iki li-ra... Güç mü yeter almaya hadi aldın diyelim ay sonu nasıl gelir düşünmez mi insan! İşte bu da öyle bir şey... Ya ay sonunu düşüneceksin, ya mideni... Bak gene geldik mideye, ağrıyor ya aklımdan çıkmıyor işte...
  Neyse nereye bağlayacağımı unuttum abi, sen topla kafanda işte ne demek istediğimi... Elden ne gelir, elini ayağını bağlayıp oturtamazsın ki gidecek adamı kalbinin tam ortasına.. Gidecekse gidecek işte... Su akacak bulacak yatağını ya da çatlağını...
- Üzülme hatun bu kadar....
- Ohooo sen hala orada mısın be Nejat abi... !

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Perşembe Günü

Günlerden Perşembe ise, hava güneşli ama yağmur yağacak hissi yaratıyor ise... O gün kesin bir şey olur....


-Özler misin beni?
-Ne diyorsun duymuyorum.
-Özler misin beni diyorum!
-Ne zaman?
-Ne bileyim şimdi mesela, bir eylem sırasında ya da lokum eşliğinde türk kahvesi içerken filan özler misin?
-Özlerim....

 *******************************
Bir Perşembe Sabahı

  Bugünden sonra isteyipte elde edemediğimiz hiçbir şey kalmayacak... Ne yani hayattaki tek emelimiz bu eylemin sonlanması mıydı ! Baskılı t-shirtler giyip, hazırlanan pankartları tam zamanında açtığımızda bitecek miydi her şey...
  Aylardır hazırlandığımız 3 kişilik eylem, insanlık için küçük bizim için son adımdı.... Kırmızı üzerine beyaz ve siyah harflerle yazdığımız  'Biz Sinirlendiğimizde Hiç Hoş Şeyler Olmaz'  yazılı t-shirtleri giymiş, 'Her Şarkıda Kendimizi Bulmak İstemiyoruz.' , 'Aşk Şarkıları, Ayrılığı Değil, Aşkı Anlatsın' , ' Sen Bestele, Ben Okurum Sevgilim' yazılı pankartlar hazırlamıştık. Evet insanlığın derdi fazlaydı ve bir eylemle halledilemeyecek kadar büyüktü... O zaman halledilebilir şeyleri dile getirmek gerekirdi...
  İlişkimiz boyunca sevgilimle bir şarkımız olsun istedik hep, kafede, sokakta, arabalarda çalan tüm seslere kulak kabarttık... Bizi anlatan, bizden bahseden, bize benzeyen bir parça olmalı düşüncesi içerisinde gezdik haftalarca ama hayır bir tane bile bulamadık, hatta aşkımızı anlatan bir şarkı bulmayı bırakın, ayrılık şarkıları dinlemekten ayrılık fikrinde boğulduk ve ayrıldık... Benim aşkımın bitme sebebi aşk şarkıları başlığı altında söylenen ayrılık şarkılarıydı ve sessiz kalamazdım. İntikam güdüsünden yoksun doğduğum için, misilleme yanlısı olmak zorundaydım. Bizi ayıran şarkılarla insanların arasını açmalıydım...
  Mahperi ve zat-ı şahane (can dostum)  Nejat sebebini tam olarak bilmeseler de, benimle aynı fikirde olup önerilerde bulunuyorlardı. Eylem fikri de Nejat'a aitti. Nejat Moskova'dan geleli çok olmamıştı, eylem fikrinde bulunmasına şaşırmamıştık bu yüzden... Bir fikirde kararlıysanız geriye sadece icraata geçme kısmı kalır ve icraat kısmı için beklemek yersizdir... Harekete geçtik... Bugün hareketin ilk ve son adımı atılacak, ben huzur bulacaktım... Mahperi bütün kanalları aramıştı  ve fikrimizi anlatmıştı, saçma ve ya ilginç geldiğinden hepsi ilgilenmişti bu eylemle, bu gün öğlen hepsi yayında olacaktı... Daha ne olsundu...

Bir Perşembe Öğleni

  Mahperi, ben ve Nejat ; Nejat'ın arkadaşından ödünç aldığı 2011 model kırmızı Ford Kuga ile Tandoğan meydanına doğru yol alıyoruz. Bir eyleme bu kadar lüks arabayla gidilmemeli dediysem de fazla dikkate alındığım söylenemez, zaten yaptığımız şeyde dikkate alınacak bir şey miydi bilemiyorum. Tandoğana yaklaştığımızda bir sigara yaktım... Bilirsiniz bir ortamda sigara yakıldı mı içen herkes de bir sigara yakar. Trafiğin sıkışıklığında camları açmış, hava alıyor, nikotin üflüyorduk. Meydana geldiğimizde hepimiz aynı anda söndürdük sigaraları... T-shirtleri zaten giyip gelmiştik. Pankartlarda yanımızda hemen ulaşabileceğimiz bir yerdeydi. Kameraları çağırdığımız saate 15 dakika vardı.Nejat radyoyu açmaya yeltendi... 
'Saçmalama, yapacağımız şeye bak, senin yaptığına bak, tutarsızlığa gerek yok, müziğe de ' dedim.
Vazgeçti...

Yarım Saat Sonra

-Özler misin beni?
-Ne diyorsun duymuyorum.
-Özler misin beni diyorum!
-Ne zaman?
-Ne bileyim şimdi mesela, bir eylem sırasında ya da lokum eşliğinde türk kahvesi içerken filan özler misin?
-Özlerim de neler oluyor.
-Beni özleyecek kimseyi  bırakmadım geride,  bana bir şey olursa biri beni özlesin istedim işte...Şuanda harakiri yönteminin realistliğiyle ölmek istiyorum çünkü...
- Hacım neler oluyor burada?
-Bilmiyorum.

Tandoğan'da her zaman bir eylem mevcuttur. Aslında yaptığımız şeyde eylem filan değildi, bunu üçümüzde biliyorduk.. Belki televizyon karşısındaki insanlara rezil olmak istiyorduk ya da kendimizi bir şeye adamak... Sebebini tam bilmiyorum... Ama ne istediğimizin önemi kalmamıştı, rezilliğin daniskasını yaşamıştık. İşçi bayramı kutlamalarının ortasında davul zurnanın içinde bulmuştuk kendimizi... Müziksiz bir dünyayı savunurken halayların içinde pankartları elinde 3 dangalaktık işte... Kameralar bizi çekerken muhabirler durumumuzun komikliğinden bahsediyorlardı... 
'Aşk şarkılarının ayrılıklara neden olduğunu savunan 3 genç, işçi bayramı kutlamalarında davul zurna eşliğinde sloganlarını duyurmaya çalışırlarken, bir yandan halaya eşlik etmeleri için zorlanmaktalar... Türkiye tarihinde böyle bir eylem ilk kez yapılacakken her yıl kutlanan işçi bayramı kutlamaları seslerini duyurmalarına engel olmakta... Şimdi gençlerden birinin konuyla ilgili fikirlerini aktarmak isterim'

Bir anda mikrofon ağzımın dibinde bitmişti. 
-Bu eylemde yeterince sesinizi duyuramadınız sanırım. Neler söyleyeceksiniz?
- Şuanda üzerimdeki  yazıyı çekiyorsa kameralar, ya da pankartlarımız ekranlara yansımışsa sesimizi duyurabilmişiz demektir ama yine de samimi olmak gerekirse biraz hüsrana uğradık. Evet aşk şarkılarının ayrılığa neden olduğunu savunuyoruz ama unuttuğumuz bir şeyi hatırladık burada. Aşk şarkılarına karşıysan halay parçaları dinle şeklinde bir pankart hazırlayabilir ya da bundan sonraki hayatımızı halay çekerek geçirebilirdik.
- Peki bundan sonra yine benzer eylemleriniz olacak mı ?
- 1 Mayıs gününü hesaba katmamış eylemciler olarak, sanırım bir daha eylem yapacak olursak 1 Temmuz Kabotaj Bayramını seçeriz. Kendimizde o potansiyeli görüyorum.
-Çok teşekkür ediyorum, sizi de halaydan bekliyorlar sanırım.
- Ben teşekkür ederim.

Bir Perşembe Akşamı

Mahperi, ben ve Nejat televizyon karşısında kanaldan kanala zap yaparken, ana haber bültenlerinin ana konusu olduğumuzu farkettik... Sandığımızdan fazla ses getirmiştik. İstediğimiz gibi gitmemişti hiçbir şey ama herkese kendimizi izletmeyi başarmıştık sonuçta... Sloganlarımız twitter'in en çok ilgi gören retwitterlerinden olmuş, sosyal paylaşım hesaplarımız ekleme talepleriyle dolmuştu.
Bizimle aynı fikirde olan insanların olduğunu öğrenmekle birlikte, bir sürü halay parçasını repertuarımıza katmıştık.

Bir Perşembe Gecesi

Günlerden Perşembe ise, hava güneşli ama yağmur yağacak hissi yaratıyor ise... O gün kesin bir şey olurdu... Bu yüzden bugün olanlara hiç şaşırmadım... 

Bendeniz öyle biri

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Habip Hobo'ya Dair

-Bir erkeğin hayatında, yenilgiyi kabul eder gibi yaparak zafere ulaştığı anlar vardır...
-Bir erkeğin hayatında, beyninin ve kalbinin çevresine ördüğü uygarlık duvarının tuğlalarını patlatan bir şok yaşadığı belli bir an vardır.
-Bir erkeğin hayatında, ömür billah minnettar kaldığı bir ustası vardır.
-Bir erkeğin hayatında, suça hile ile karşılık verdiği anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, anılarının zihnini zaptettiği vakitler vardır.
-Bir erkeğin hayatında, burnunun dibindeki bir şeyi bunca zaman nasıl göremediğine şaşırdığı anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, en zor sorular için hazırladığı zor cevaplar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, ilkel duygularla modern silahlara yöneldiği anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, öfkesini gemlemesi gereken anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, teselliyi martavalda bulduğu anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, sigortanın attığı anlar vardır.
-Bir erkeğin hayatında, birçok kapıya uyan anahtar kelimeler vardır.
-Bir erkeğin hayatında, tesadüflerin toplamından fazla bir şey yoktur.



Habip Hobo, Dublörün Dilemması

Origamiden Kuş Yapımı

  Marla'nın düşüncelerini anlamak her zaman mümkün olmuyordu... Kabuslu geceleri olduğu kadar, saçma geceleri de vardı...Kıraç'ı görmüştü bir gece rüyasında mesela.... Totem usulüyle yastığa başını koyanlar, rüyasında Sigmund'u bile görebilir... Çok lazımmış gibi...
  Bazı adamlar vardır 2 kere sallansa seni beni satın alır, bazıları da vardır iki sallanır aklını başından alır....Hangisinin daha mübah olduğu kişilikten kişiliğe değişim gösterir, benim için aklımı başımdan alması yeterlidir...
  Toprak bölünmesin diye öküzü evliliğe ortak edenlerin çocuklarının mutsuzluğundan toprakta, öküzde mesul değildir.
  Birine hediye alacağın  zaman (kadın, erkek farketmez), en güzel hediye ona sımsıkı sarılmaktır... Adamsa değerini anlar zaten... 3 kuruşluk somutluğun peşine düşmez...
  İsmini vermek istemeyen izleyiciyle ilgili sosyal paylaşım siteleri üzerinde 4 milyon 3278 kez farklı espriler türetildiği için bu konuyu es geçiyorum..
  'Yazana yılan bile dokunmaz' diyen arkadaşımın sözüne inanarak yazı yazarken paranoyak yanımı  sakız kağıdının içine koyup jelatini buruşturarak masanın üstüne bırakıyor, yazım bitene kadar rahat nefes alıyorum....
  Kitap okuyan kesime burjuva diyenleri esefle kınıyor, itiraz ediyorum.. Hayır burjuva değil, aristokrat olabilme ütopyasında köleleriz yanlızca...
  Bazen saçmalamakta, saçmalayan bir insanı dinlemekte mutluluğun sırrını bulmaktan daha çok mutluluk verir... Saçmalamak çok ciddi bir toplantıda veya konuşmada değilseniz güzeldir...
  Saptırımlara kişilikleri kaptırımın çok yüksek olduğu günümüzde, kendi sapkınlıklarımızı yaşamak neredeyse imkansız... Toplu olarak bir sapkınlık yapamıyorsak, düzgün insanlar gibi davranıyoruz...
  Kasetlere radyo yayınını kaydetme geleneğinin CD çalar ve mp3ün icadıyla geçmiş çukuruna gömülmüş olması, CD çaları icat edenin değil, bütün insanlığın ortak yapım suçudur... Geleneklere ve geçmişe saygıyla eğilmeyi eziklik sayanlar, CD çalarlarıyla kibire kafa sallayanlardır....

Bendeniz biri diye biri...

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Menteşizm

Ey kendim nerdesin ?
Ölsem haberin olmayacak.

****************
Gökle bir olmadıkça
Yerle bir oluyor insan.

murat menteş