28 Mart 2015 Cumartesi

Çıkış

Uzun zaman boyunca kendini sessizliğin en derinine gömmüş kız çocuğu. Yattığı yerden doğruldu ve seslendi. 
"Ölmedim... Yaşıyorum hala... Kimse benden ümidini kesmesin... Ben kendimden ümitliyim"

Sessiz insanların çok yüce gönüllü insanlar olduğuna inanırım çocukluğumdan beri. Sindirilmiş insanlar değil, bile isteye sessizliği tercih edenlerin... Sinirleneceği yerde sabreden, kızacağı yerde gülümseyen, başkalarının hatalarını görmezden gelebilen insanlar asalet madalyonunu göğsünü gere gere taşıyanlardır, benim için. Bu insanlar, hiçbir şeyin, hiçbir şey etmediği bu dünyada her şeyi fazlasıyla büyüten bizlere tokat gibi yaşarlar bir yerlerde ve genelde burnumuzun dibinde...

Bir çoğumuz kendini mükemmel sanıyor olsa da üzgünüm ama mükemmellikle yakından uzaktan alakamız yok. Saadet zincirinin herhangi bir küçük halkası gibiyiz ve 'ya kazanırsak' ümidiyle zar atıyor, genelde kaybediyoruz.  Mükemmel ve / veya  iyi insanlar olmak istiyoruz hepimiz, ama ne yapacağımıza dair bir plana sahip değiliz.

Bazılarımız hedefine mal, mülk, para veya statü koyarken, adını tarih kitaplarında görmeyeceğimiz, hiç kimsenin yalakalık yapmadığı diğer insanlar hedefine çevresindeki insanların mutluluğunu koyuyor. (Ki bence bu insanlar yazımın başında da bahsettiğim sessiz insanlardır.) Başkalarına yardım etmeyi görev ediniyor, rahat vicdanı ve paylaşmayı bilen elleriyle uykuya dalıyor.  Belki kimse bir film yıldızını, bir siyasetçiyi veya ülkenin sayılı zenginlerini tanıdığı kadar tanımayacak onları ama onlar hepimizden daha huzurlu uyuyacaklar.

Aslına bakarsanız her şey basit, açık ve net; "Ölüm var, öleceğiz nasılsa." Bir gün son nefesimizi vereceğimizi anladığımız anda, bütün hayatımızı boşa geçmiş olmaktan korkmalıyız. Ve bence asıl bundan korkmalıyız.

Kendinizi sevin...
Başkalarını sevin...
Başkalarına yardım edin...
Herkese gülümseyin....
Çocukları üzmeyin...

Bendeniz Sessiz İnsanları Koruma Derneği Başkan Vekili

16 Eylül 2014 Salı

Hepsi Bu

Yılmaz Erdoğan'ın "Hepsi Bu" şiirindeki bir cümle bütün yazmak istediklerimi özetleyecek sanırım.
..."Değişen ben değilim, dönüşen savaş"






Aslında birçok şey yazabilirim buraya ama özet geçeceğim.
İnsanları tanıma konusunda iyi değilim.
Hepsi Bu...

Bendeniz Başarısızlığı Tanımlayanlar Derneği Genel Sekreteri 



16 Temmuz 2014 Çarşamba

İnsan Olmak Zor Zanaat

Varlık ile yokluk arasında sıkışmış bir kimseyim.
Kanıtlayamadığım bir varlık, anlatamadığım bir yokluk.
Zaman gibi her şey, dakika gibi, saniye gibi...
Akıyor, gidiyor ama önem arz etmiyor çoğu zaman.
Doğru ve yanlış arasında hep bir tereddüt, hep bir muamma.
Kalp hem eksik, hem fazla...
İnanın anlatmak istediklerim daha derin ve daha manevi.
Fakat yetmiyor kelimelerim, yetmiyor kendim kendime.
Biliyorum bilgilerim eksik, düşüncelerim yanlış, eylemlerim tamamlanmamış.
Bu yüzden ne zaman uyansam yada hiç uyumasam sorarım kendime,
Olmam gereken yerin neresindeyim ve doğru yerde miyim?
İnsan doğmak değil, insan kalmak asıl mesele.
Zorlanıyorum...

Bendeniz İnsanlıktan Nasibi Almak İsteyenler Konfederasyonu Kurucu Üyesi

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Susmassanız Sessizliğiniz Duyulmaz

İnsan çözüme gidiş yolunu unutur mu hiç bu hayatta?
Ben unuturum...
Asayiş Bertaraf

" Öteden beri Cenab-ı Hakk'ın insanlara bu hayatı, yazmak için değil, iyi-kötü yaşamak için bahşettiğine inananlardanım. Zaten yazılmış şekli mevcuttur. Nezd-i İlâhi'deki nüshasından, kaderimizden bahsediyorum." demiş Tanpınar bir kitabında ve bu cümlesini bile yazarak dile getirmişti. Bence yazmak insanın özgür olabilmesinin tek yolu. Özgürlük bir kelimeden fazlası, özgürlük yaşanamayacak kadar ütopya... İnsanın şahsi özgürlüğü bile vicdanın izin verdiği noktaya kadar ve bence vicdan, insana verilmiş en güzel hediyelerden biri. Bilginin, bilincin, düşüncenin aslında hiçbir şeyin para etmediği tek yer olan vicdanın, tam olarak nerede olduğu bilinmese de tahmin etmek zor değil... Ruhun, bedenin, yürek dediğimiz yerin her yerinde. Bakınca arkası görünmeyen insanın, arkasını görmenin tek yolu. Göremiyorum ama yine de bakıyorum. Yoruluyorum ama pes etmiyorum. İnsan olmaya çalışırken çoğu kez dibe batıyorum ama yine de direniyorum. Her şeye rağmen, her şeye susuyor, devam etmeye çalışıyorum. Belki de ne yaptığımı bilmiyor, belli etmemeye çalışıyorum. Tam olarak bilmiyorum.

Saman kağıtlı defterimden...

26 Şubat 2014 Çarşamba

3.Sayfa Haberleri

Fazla insanlıktan öldü biri,
Biri insafsızlıktan.

Biri fazla dozda kıskançlıktan öldü,
Biri ihanetten,
Diğeri tahammülsüzlükten.

Biri sebepsizce öldü.
Biri fazla sebepten,
Diğeri zamansız bir o kadar da amansız.

Biri nükleer silahlarla öldü,
Diğeri ilkel araçlarla.

Birileri öldü ve
Gazeteler öldürüldü yazdı 3.sayfa haberlerinde.
Sanki kimse ölmemiş gibi,
Sanki kimsenin canı yanmamış gibi,
Sanki herşey o kadar kolaymış gibi.

Ölüm denen şey 3.şahsın ağzından 3.sayfadaki 3.sınıf hamur kağıda yazılacak kadar basitmiş gibi....

Bendeniz 3 Sayfa Haberleri Denetleme Kurulu Başkan Yardımcısı

13 Şubat 2014 Perşembe

Yalancı Bahar

İyilik ve doğruluk üzerine yaşan insanları görme şansına nail olamadık biz.
Bu yüzden yalnızca görünen köyün kılavuz istemediği zamanları özledim.
Zira artık hiç bir köy görünmüyor, yolları da fazla çetrefilli gidilmiyor...

Allah var...

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar ...

30 Aralık 2013 Pazartesi

2014'ten hiçbir şey istemiyorum.

     Yıllardır her yılbaşında, yeni gelecek seneden birçok şey isteyen, istediğini alamayan insanların bu yıl
2014'ten ne isteyeceklerini merakla beklemekteyim.
     Doğruyu söylemek gerekirse 'hiçbir zaman anlayamayacağım konular' listesi yapacak olsam ilk 10da yer alabilecek maddelerden biri de 'gelecek seneden bir şey' beklemek olur. Bugüne kadar hangi yıl, neyi değiştirebildi ki veya hanginiz hayatınızda  iyi veya kötü olan şeylerin yılbaşı gecesi dilediklerinizden dolayı olduğunu düşündü. Bence, böyle bir olay hiçbir zaman olmadı. 
     Hayatımın hatırladığım kısımları içerisinde kutlamaları  hiçbir zaman sevmedim, sevemedim. Yılbaşı partileri, doğum günü kutlamaları, can sıkıntısı giderme toplantıları benim için her zaman amaçsız ve lüzumsuz olmuştur.  Değişen her şeyi kutlarmışız gibi yeni yılı, yeni yaşı, yeni günü filan kutluyoruz. Ne olacağını bilmediğimiz günlerin gelişini alkışlıyoruz. Oysa sebepsiz mutlu olmak yadırganacak bir durumdur güzel memleketimin insanları için. 'Hayırdır sende bir haller var?' sorusunu az mı duymadık. Sabah sebepsiz yere mutlu uyanmak bile saçma gelirken birbirimize, ertesi günün gelişini kutlamayı ne kadar da mantıklı karşılıyoruz. 
    Benim için sıkıcı bir insan diyebilirsiniz. Sakin olan her şeyin aşığı olarak adımın karşısına sıkıcı yazmanızı kabul edebilirim. Hatta kutlama sevmediğim için herhangi bir yaftanız varsa hazır yapıştırılacak onu da kabul edebilirim.
Birileri lütfen bana anlatsın. Biz neyi kutluyoruz, neden kutluyoruz, kutladığımızda ne değişiyor?
  Anlamadım, anlamıyorum, anlamayacağım.

Kutlama Sevmeyen Güzel İnsanlar Konfederasyonu Genel Sekreteri