25 Nisan 2012 Çarşamba

Veda

 Bu sefer uzun oldu sayın okuyucum ama sonuna kadar okuma sabrını gösterirsen pişman olmayacaksın bence =)
   


    -Şair baki kimdir, ne tür şiir yazar? Prezeve deniz savaşındaki geminin adı nedir? İlk cinayetten içeri atılan mahkumun adı neydi? Kitaplarım, kitaplarım neredeler! 
Nefes al, nefes ver, nefes... al... nefes... ver...
    Türkler tarafından kurulan ilk gizli örgütün adı neydi ?Bildiğim şeyler bunlar, hatırlayabilirim. Hadi hatırla...Daha kolay şeyler düşün bunlar zor...
Atlantis ilköğretim okulu... Hayır, hayır orada okumadım ben... Nerede okudum o zaman !Hepsi beynimin içinde bir yerlerde biliyorum...
Peki O? Nerede tanışmıştık, sakallı mıydı, sakalsız mı, benden uzun muydu?
Hey sen, hayal misin gerçek mi ?
                      
                      ****************************************************

Arabanın sağında telaşlı kadın,
Solunda her şeyin sorumlusu bir adam...

- Arkamızdalar!
- Yediğin haltların açığa çıkarmak için geç bile kaldılar.
- Ben bir şey yapmadım.
- Eminim.. Ben gerçekten korkuyorum artık olanlardan ...
- Korkacak bir şey yok. Her zaman ki gibi atlatırım onları endişelenme...Hala arkamızdalar zaten!
- Ne zamana kadar kaçacaksın?
-  Bilmiyorum. Sus artık...

   Yağmurun hızlanmasıyla aracın görüş açısı iyice azalmıştı. Kaçan kaçmakta zorlanıyordu, kovalayan kovalamakta...Kadın baş parmağında takılı olan metal yüzüğü işaret parmağıyla çeviriyordu.(Ne zaman korksa böyle yapardı)...Konunun kendisiyle bir ilgisi olmaması ayrı bir konuydu aslında. Böyle bir adamın yanında , onun yaptıkları yüzünden kaçmak yapacağı en son şey olmalıydı  ama yine de yanındaydı sebebini bilmediği bir şekilde.
Ne zaman bitecek bunlar düşüncesi  neredeyse her gün aklına geliyordu.
   Kimin yanındayım ben, bir yalancı, bir kanun kaçağı, bir duygu kaçağı... Beni seviyor mu onu bile bilmiyorum. Seviyor olsaydı beni bunlara ortak eder miydi ? Yanında olmamı istiyordur belki. Düşünerek öleceğim ben hiçbir şeyden ölmezsem.. Neden kaçıyoruz acaba ?


-Durmayacak mısın artık?
-İlerde bir yer var orada duracağım. Burada durmamız uygun olmaz.
- Ne kadar sürer oraya gitmemiz?
- Yarım saat kadar. Biraz daha sabret.
- Uykum gelmeye başladı.
- Uyu hadi sen. Ben uyandırırım seni..

Kadının uyuması çok zaman almadı, uyanması da... Bomboş bir arazi, sert rüzgar ve yağmur... Issız bir adadan farkı yoktu buranın...

- Hadi iniyoruz.
- İnmeyelim, yağmuru görmüyor musun, bırak uyuyayım, sende uyu işte biraz. Yoruldun araba kullanmaktan zaten.
- Olmaz iniyoruz..
-Şemsiy...
- İn artık hadi...

Apar topar ikisi de indi arabadan... Dizlerine kadar çamura battılar... Adam, kadının kolundan çekiştiriyordu.Canının acıdığını umursamadan...

-Kimse yok. Sakin ol artık ya!
-Bu yüzden acele ediyorum. Şuan hiç kimse yok.
-Ne oluyor... Anlat...


Boş arazide koşar gibi yürüyorlardı. Ne olup bittiğini anlamanın imkanı yoktu.Kazılmış bir çukurun yanına geldiklerinde adam kadının kolunu bıraktı. Nefes nefeselerdi. Adam çukurun yanına çöktü boş gözlerle yalnızca kazılmış derinliğe bakıyor. Kadın hemen sağında ayakta adama bakıyor, neler  olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Gözlerinden istemsizce akan yaş ise korkusunun  -belirtisiydi yalnızca. Rüzgar daha sert esiyordu, yüzü üşüdü...


- Hazır mısın ?
- Neye?
-Beni öldürmeye.
- Seni öldürmeyeceğim.
- Bu yüzden buradasın. Bu çukur bu yüzden kazıldı. Bu çukur bir tek senin bildiğin mezarım benim.

Kadın, beyninden vurulmuşa döndü. Katil değildi, olamazdı. Bu intihara ortak olmamalıydı.

- Neden ölmek istiyorsun adam, neden?
- Görmüyor musun peşimdeler, bırakırlar mı sanıyorsun! Bırakmayacaklar.
- Yapma lütfen. Hastasın sen, halüsinasyon görüyorsun, takip edildiğini sanıyorsun, kaçıyorsun ve sırf seni sevdiğim için hepsi gerçekmiş gibi davranıyorum. Şimdi hiç var olmamış şeyler için katilin olmayacağım. Gerçek değil adam hiçbir şey, gerçek değil sakin ol !
-Yoklar öyle mi ? hıh... kim yok söyler misin bana ?
- İşte peşinde olduğunu söylediğin hiçbir şey peşinde değil buraya kadar takip edildiğimiz için değil, sen istediğin için geldik..
Adamın gözlerinden yaşlar süzüldü önce, sonra o yaşlar sel oldu, sonra hıçırıkları feryat gibi kulak tırmalıyordu.Çamurun üzerine, yüzü çukura dönük uzandı. Oyuncağı kırılmış bir çocuk gibiydi şimdi...

 'Peşimdeki adamları bir kez yakından gör isterdim kadın... Uzun boylu iri yarı, siyah kar botlu cellatlar onlar... Kucaklarında bir kutu, kutunun içinde yalanlarım... Onları getiriyorlar peşimden, hiç unutmayayım istiyorlar, hepsini söyleyeyim, hepsini kabulleneyim istiyorlar ama bilmiyorlar ki ben o kadar güçlü değilim. Şimdi sen yalanlarımı duymak ister misin! Kimse istemez. Bak ben bile istemiyorum. Onları görürsen söyle tamam mı ben o yalanları söylerken açıklamam gerekeceğini hiç düşünmedim, pişman olacağımı hiç düşünmedim, peşimi bırakmayacaklarını hiç düşünmedim'

-Tamam bir daha o kutuyu getirirlerse beraber açar beraber göğüs gereriz her şeye sen şimdi sakin ol olur mu?


- Olmayacak öyle bir gün kadın.. Hemen en hızlı şekilde kabullen!

Adam yattığı yerden kalktı, üstü başı çamur içinde kalmıştı. Akan burnunu koluna sildi, diğer koluyla yüzünü temizledi. Belinden çıkardığı silahı kadına uzattı.

- Evde bir mektup var. Yurtdışına çıktığımı adımı değiştirdiğimi ve bir daha Türkiye'ye hiç dönmeyeceğim yazıyor, sana bir şey olmasına izin vermem. Arabamı  senin üzerine geçirdi avukatım, buradan kendi arabanla gideceksin, kimse hiçbir şey düşünmeyecek. Anladın mı ?
-Neden ben, hııııııı, neden..... ben.... neden.... neden... neden....?
-Yalanlarının karşısına çıkmaya korkan bir adam, ölüme kendisi tetik çekebilir mi sanıyorsun. Korkak biriyim, korkak öleceğim...
- Olmaz.. hayır... ben... yapamam...
- Al şunu...Kimse yok hadi....

Kadın, rüya olması için dua ediyordu içinden... Kucağında bir silahla yığılmıştı yere. Elleri titriyor, başı dönüyordu. Ağlamaktan  gözleri de akacaktı sanki yanaklarından aşağı....

- Kalk ayağa...Çek hadi şu tetiği!
-Ben y....
- Kalk dedim...

Kadın yalpalayarak kalktı yerden...

- Şimdi beni dinle kadın.. Öldüğümden emin olduğunda buraya gömersin beni... Çamur zaten toprağı sıkıştıracaktık ne kazıldığı, ne açıldığı belli olur...Eğer yapmamakta ısrarcıysan olacakları söyleyim sana... Birileri gelip ikimizi de öldürecek ve ben senin ölmeni istemiyorum...
- Birileri kim?
- Peşimdekiler...
- Hastasın sen!
- Geç karşıma hadi !

Kadınla adam bir nefes uzaklıkla göz gözelerdi. Kadın ağlıyordu sadece. Adam ise geçmişinden pişman ama çaresizdi bu yüzden güçlü durmaya çalışıyordu.

- Gözlerine bakamam arkanı dön.
- Öldüğümden emin ol.
- Nasıl?

Adam elini sırtına doğru götürdü ve silahı tam kalbine gelecek hizaya dayadı.
'Şimdi eminiz'

Adam gözlerini kapatmış beklemesine rağmen, dakikalarca hiçbir şey hissedemedi. 'Hadi'

-Yapamıyorum...
- Kapa gözlerini ve 3 dediğimde....
Kadın öyle sıkı kapattı ki gözlerini hiçbir şeye şahit olmamak için garantiye alır gibiydi kendini....

-1...
2...
3...

Bir el silah sesi...
Kadın aynı anda yok etti hafızasındaki silah sesini hatırlamamalıydı bu anı. Başını çukurun tam tersi istikametine çevirip adamı var gücüyle mezarına itti, elindeki silahı da çukura fırlattı... Ve koştu.. Ağlayarak, içini dışına çıkararak, ölürcesine, öldürürcesine... Öldürdüğü adam hayal gibiydi. Hiç yaşamamış, hiç tanışmamış ve onu öldürmemiş gibi... Bir sürü şey geçiyordu aklından ama hiçbiri kendine ait değil gibiydi...


  -Şair baki kimdir, ne tür şiir yazar? Prezeve deniz savaşındaki geminin adı nedir? İlk cinayetten içeri atılan mahkumun adı neydi? Kitaplarım, kitaplarım neredeler! 
Nefes al, nefes ver, nefes... al... nefes... ver...
    Türkler tarafından kurulan ilk gizli örgütün adı neydi ?Bildiğim şeyler bunlar, hatırlayabilirim. Hadi hatırla...Daha kolay şeyler düşün bunlar zor...
Atlantis ilköğretim okulu... Hayır, hayır orada okumadım ben... Nerede okudum o zaman !Hepsi beynimin içinde bir yerlerde biliyorum...
Peki O? Nerede tanışmıştık, sakallı mıydı, sakalsız mı, benden uzun muydu?


Hey sen, hayal misin gerçek mi ?

Bir aracın yaklaştığını ve o araçtan birinin indiğini hiç farketmemişti. Mezarın üstünü kapatmadığı aklına bile gelmedi...


-Sana diyorum gerçek misin sen?


Adam hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti. Yeterince yaklaştığında adam artık ana hatlarıyla görülebiliyordu. Uzun boylu iri yarı, siyah kar botlu bir adam elindeki kutuyu kadına uzattı.
Aç dedi...
-Gerçek misin onu söyle ?
- Gerçeğim...
Kadın bir emir gibi hissetti bunu ve hemen açtı kutuyu... Üzerinde tarih ve saat atılmış bir sürü not kağıtlarıyla doluydu kutu...Adamın yalanları dedi içinden hepsini sırayla okudu, kendiyle ilgili olanlarda vardı. Nasıl söyleyebildi bana bunları diye hayıflandı için için. Bazı kağıtları okurken 'iyi ki öldü' diyesi bile geldi...

Bir kalem ve bir sürü not kağıdı uzattı iri yarı adam...
 Yaz dedi
- Ne yazacağım...
- O sana söylediklerini yazdı sende ona söylediğin yalanları yazacaksın...
- Neden?
- Yaz sadece...

Kadın bir süre düşündü . Önce 'Sensiz ben ölürüm' demişti ilk aşık olduğunda onu yazmayı düşündü ama kendi elleriyle öldürmüştü bunu yazması saçma olurdu..Yazmadı.
Sonra tek bir kağıt attı kutuya....Kapattı kutuyu adama geri verdi.

Kadın yürümeye, adam onu takip etmeye başladı...

Durduklarında mezarın başındalardı..
Adam kutuyu çamurlu mezara boşalttı, kağıtlar kahverengi ıslaklıkta yok oldular.

'Ona bazen seni sevmiyorum diyorum' yazmıştı ölü adam kağıtlardan birine. Demek ki hep sevmişti onu ama ihanette etmişti, kendiyle ilgili yalanlarda söylemişti. Ama yine de sevmişti, değer vermişti...
Düşüncelerinin sonu gelmiyordu, olan bitenin içinden çıkamıyordu. Doğruyla yanlışı, hayaller gerçeği ayırt edemiyordu...
Kadın mezara uzandı adamın yüzünü okşadı, kağıtlara baktı ve silahı aldı.

Bir el silah sesi duyuldu.Kadın adamı vurduğu hizadan göğüs kafesinin üstünden kendini vurdu ve aynı mezarın içine yığıldı.

İri adam mezarın üstünü kapattı ve arabaya binip uzaklaştı oradan...

                                  ********************************
-Nefes al.... Nefes ver.... Nefes... al... nefes...
-Boşa uğraşma nefes yok burada! Ne yazdın o kağıda !
'Bir gün memlekette evimiz olsun, yazları orada yaşarız demiştin de ölsem gelmem demiştim '
- Yalan mıydı bu?
- Ölüme geldim....
- Sana söylediğim yalanlardan sonra mı ?
-Bana yalan söylemediğin zamanlar için.
- Öldük değil mi ?
- Göğsünde uyur gibi hemde...

 BENDENİZ GERÇEKÇİ OLALIM  HAYALPEREST  BİRİ


 Ben kadınla adamı öldürdüm bugün... Roxanne, Mehmet, Frodo, Marla, Aslı, Bora hepsi bugün burada öldü... Artık onlar adına  yazacak bir şey yok. Bu benim cinayet teşebbüsümün başarısıdır.

Gidiş nedenimle ilgili kısa bir özet geçerim bir ara belki..
Bu yazı çok uzun oldu çünkü...
Yorum yazmak isterseniz yorumlarınız ne olursa olsun onaylanacaktır...

Sevgiler 
Saygılar
Öperim

6 yorum:

  1. bu tür paylaşım bloglarında bir sayfa açıp bloğa devam etmek,aslında insanın doğasına uymuyor ve özgürlük duygusunu zedeliyor..bir nevi bağımlı kalmak gibi bir duygu oluşuyor,bu da rahatsız ediyor..bu nedenle kapatıp gitmeyi ve bir daha açmamayı düşünüyor.. fakat yine de burada verdiğin emek,döktüğün düşünceler,duygular,geçmiş yine çağırıyor ve dönüyorsun.. kendinden kopmak zor oluyor biraz.. yaşamın içinden durumları insanı içine çeken,sarıp sarmalayarak etkili anlatan yazılarını bekleyeceğim..kokunu içime çekmek isterim...
    --tekrar görüşeceğiz bu satırlarda biliyorum--
    sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geri geleceğimi hiç sanmıyorum sonsprinter. İlgine teşekkürler...

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Bir adam ancak yalandan ölebilir birinin kalbinde...

      Sil
  3. Kime sordun da veda ettin..seyahatte olduğumu fırsat bilmişsin..kızdırma beni :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen hep kızar mısın? ..Kızma!... Nedenlerimi bilsen hak verirsin...

      Sil