17 Mart 2012 Cumartesi

Salak- 2

Işıl telefonun çalmasıyla irkilerek uyandı. Saat sabahın sekiz buçuğuydu ve arayan Aslıydı.

-Işıl! Uyuyor muydun tatlım ?
- Sence ?
-Sesinden belli uyuyormuşsun. Hadi kalk hazırlan kahvaltıya gidiyoruz. İnanmazsın ben ısmarlayacağım.
- Senin ısmarlayacağına inanmam için hesap gelmiş ve sen içine parayı koymuş üstünü bekliyor olmalıyız. Yani gelecek olsam da yemezler güzelim.
-Gelecek olsam ne demek! Gelmiyor musun ?
- Tek izin günüm bugün takdir edersin ki uyumak istiyorum. Bu seferlik ben yokum, siz gidin.
- İyi peki sen bilirsin. Uyandığında ara bizi dışarıda olursak yanımıza gel en azından.
- Tamam bakarız. Hadi size afiyet olsun.
- Sağ ol canım. Görüşürüz.

Işıl bu konuşmanın ardından ne kadar uğraştıysa da uyuyamadı ama yine de inadından on buçuğa kadar kalkmadı yataktan.
On buçukta uyandı, duşunu aldı, kahvaltı yaptı.Bu gün için bir program yapmamıştı evde oturası da yoktu aslında. Aslı' yı aradı nerede olduklarını öğrendi, geleceğini bildirdi.
İzin günlerinde hazırlanmaya bayılırdı Işıl. Yavaş yavaş sakin sakin hazırlanırdı. Bu fasıl bir buçuk saatten az olmazdı genelde ve yine öyle olmuştu. Gideceği yer uzak olmadığı için 10 dk sonra kızların yanındaydı.
Kızlar her zaman ki gibi cam kenarına kurulmuş kahvaltıdan sonra nargile keyfi yapıyorlardı. Işıl nargile sevmezdi bu yüzden herkese merhaba dedikten hemen sonra slim sigarasını yaktı. Derin bir nefes çekip dışarıyı izlemeye koyuldu.Camın arkasında devam eden hayatı... Sigarasını bitirmesiyle ortama döndü. Mekanda oturan insanlara dikkat etme adeti olmayan Işılı, bugün ki kalabalık fazla rahatsız etmişti. Belki birileriyle göz göze geliriz ve sessiz olması gerektiğini anlayıp biraz daha küçük harfle konuşurlar diye bütün masalara tek tek uzun uzun baktı.Mekanı tarama işleminin bitmesine yakın kapı kenarındaki masada tavla oyanayan gençlerden biriyle göz göze geldi. Bakışları ortamdaki rahatsızlığından dolayı çok sertti. Tavrını hiç değiştirmeden kafasını tekrar kızlara çevirdi, konuşulan konuyu anlamaya çalıştı.

5 dakika sonra 'Işıl' seslenişiyle soluna baktı. Göz göze geldiği adam şuan yanı başındaydı.
-Merhaba!
- Nasılsın ?
- İyiyim sağ ol sen nasılsın?
-Sağ ol bende iyiyim Işıl. Seni gördüm daha iyi oldum desem tam karşılığı olur sanırım durumum.

Işıl sadece tebessüm etti. Bu çocuk gördüğü en yakışıklı adamlardan biriydi. Esmer ve mavi gözlüydü. Mavi göz bir esmere en çok bu kadar yakışabilirdi. Fiziğini ve giyim tarzını tartışmak bile yersiz olurdu.

- Bir ara yanımıza gelsene biraz sohbet edelim. Uzun zamandır görüşüyoruz. Ne dersin ?
- Kızlar sorun etmezse bir on dakika uğrarım yanınıza Mehmet.
-Etmezler, etmezler. Değil mi kızlar?
'yok canım niye problem edelim' dedi Aslı hemen.
Mehmet kapı kenarındaki masalarına tekrar döndü. Işıl ise göz göze geldiği dakikalara lanet okuyordu.
'Bu adam iyi hoş filanda beş para etmez, ciğeri kara doğmuş bu herif, yurt dışına gitmişti niye döndü ki! Haydi döndü, koskoca Ankara arasam bulamam denk geldik(...)'
Işıl içinden dışından yeterince hayıflandıktan sonra masadan sigarasını ve çakmağını alıp Mehmetlerin yanına oturdu.

- Tanıştırayım ışıl. Tolga... En yakın arkadaşlarımdan biridir.
- Memnun oldum. 
Eee neler yapıyorsun Mehmet ne zamandır buralardasın?
- 2 ay civarı olmuştur geleli, geri döneceğim ama birkaç haftaya..
-Anladım. Nerede mutluysan orada olman daha doğru tabi.
-Sen neler yapıyorsun ?
-Bıraktığın yerdeyim.İş, ev arada nefes almaca filan işte. Değişiklik yok.

Işıl havadan sudan sohbet etmeye devam ederken, kızlar gitmeye karar vermişler, Işıla gelip gelmeyeceğini sormuşlardı. Işıl her ne kadar kızlarla takılmak istese de Mehmet bırakmadı. Bir saate yakın bir zamanı Mehmet ve Tolgayla sohbet ederek geçirdi.
Ansızın bir telefon ise Işıl'ın bütün keyfini kaçırdı.

GELEN ARAMA 
      BORA

Bir kaç saniye hangi tuşa basması gerektiğine karar veremedi Işıl ve son karar olarak telefonun ses kısma tuşuna basma kararıyla aramaya cevap vermedi. Telefonu açarak hiçbir şey olmamış gibi merhaba diyemezdi ya!
Telefon ardarda 4 kez çaldı, Işıl hiçbirini açmadı. Hatta Bora'nın telefonunu açmamak ondan intikam almak gibi hissettiriyordu, hoşuna gidiyordu içten içe... Sonrasında aklı ne kadar Bora'da da olsa yeniden Mehmetlere odaklandı.
Gün Mehmet'in hesabı ödemesiyle sona erdi ve ayrıldılar. Işıl hemen kulaklıklarını taktı ve dolmuş durağına doğru yürümeye başladı acele etmiyordu, hafif soğuk havanın tadını çıkarıyordu.
Telefonu tekrar çaldı.. Bu sefer gelen mesajdı...

ARKANA SAKIN BAKMA


Işıl hemen arkasına baktı. Bora tebessümle karşılık verdi.

-Sana arkana bakma yazdım, neden baktın ?
- Bakmasaydı ne yazacaktın. Vazgeçtim bak mı?
-Hayır arkana bak desem bakmayacaktın. Ters köşe yaptım.
-Takdire şayan bir düşünce zeki adam. Ayakta alkışladım seni.
-Bir yerde oturalım mı?
-Eve geç kalıyorum.
-Yalan söylüyorsun Işıl.
- Evet yalan söylüyorum ama seninle oturmak gibi bir planım olmadığı için!
-Hı! Bak sen niye benimle oturmuyormuşsun ?
-Sebebi yok.
-Seni aramadım diye mi ?
-Merhaba, bir gün görüşelim mi  demek için aradığın zamanın üstünden neredeyse 1 ay geçti. Teklifin zaman aşımına uğradı Bora.Bu yüzden istemiyorum.
- Işıl ?Senden hoşlanıyorum ve ben bir kez seni göreyim diye Mehmet saatlerdir seni orada tutmaya çalışıyor.
Bu karikatürü konuya uygun diye şeettim...
-Mehmet'le tesadüfe...
- Evet evet tesadüfler. Bu tesadüf nasıl olmuş Aslı'ya bir  sor istersen !
-Yani bütün günüm planlanmış mıydı ?
- Evet. Ben seninle bir kahve içebileyim diye planlanmıştı.
-Planlayamadığınız bir şey var Bora. Benim fikirlerim ve kararlarım...Ve son kararım benden hoşlandığını söyleyen ama 1 ay hiç bir halt yapmayan bir adamla kahve içmeyeceğim.
- Arasaydım senin için değerli olmayacaktım Işıl. Beni yedekte bilecektin hep, belki oyalayacaktın, belki korkacaktın, ne bileyim bir sürü ihtimal var. Onlara mahal vermek istemedim işte.
- Arasaydın benim için değerli olacaktın Bora. İlk kez bir adam benim için bir şey yapacaktı.. Sen seni yok saymama mahal verdin, hesaplayamayacağın, planlayamayacağın şeyler var Bora.
Bir insanın duyguları gibi. Sen şimdi gönlüme taht inşaa etsen bile, ben zatının oraya oturmasına izin vermem.
Şimdi gerçekten gitmeliyim.

Bu sözlerinden sonra Işıl arkasına bakmadan gitti...
Bora yalnızca durdu orada ve sustu. Bir isyana sebebiyet verecek kadar sustu. Bir kadının reddedişini izleyecek kadar sustu. bir kadının haklılığını görecek kadar sustu. Bu kadını kaybettiği için sustu...



Bendeniz Işıl diye biri =))))
Bu yazıyı okuduğunuz andan sonranız hep güzel ve umutlu olsun. Öperim=)))

9 yorum:

  1. Bir ay için harcama adamı,gören de bir sene geçti sanır..Hataya tekrar bir şans ver Işıl.Işıl ışıl bir evliliğin ve eşin olsun inşallah çocum..Ben Murat Mesut..Soyadından başja hiçbir şeyi mesut olmayan abin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevmedim bu yorumunu... Soyadın dışında altın gibi yüreğin var senin, en azından ben buna inanıyorum :/

      Sil
  2. süzme salakmış sahiden, ne sanıyor kendini,kız çok şanlı onu bu şekilde tanıdığı için.
    acele ettirdim sanırım, beni dikkate aldığın içi teşekkürler,eline sağlık,final iyiydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek asya.. Ben yazınca mutlu oluyorum ama siz ouyunca iki atı mutluluk yaşıyorum. Sizi dikkate almayacağımda kimi alacağım =)

      Sil
  3. bence ikisi de salak madem kız hoşlandı çocuktan kız arasaymış. olmadı bi da yaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canı yanmış insanların cesaretleri olmaz bilge.Fedakarlık insanlar taviz verirken korarlar boşa çıkmasından. Işılın tepkisizliği bu yüzdendir.

      Sil
  4. sen 1 ay adamı bekle adam plan yapsın karşına çıksın uğraş versin ee ama benimde kararlarım planlarım var bu ne yaaa...bak şimdi ben bu ikisine varya daha çok gıcık oldum..gelecekmi devamı yoksa bora hala orda bekliyormu?

    YanıtlaSil
  5. devamı yok gülçin. Başka bir hikayeye saklıyorum güzel sonlarımı. Mutlu olduğum zamanlara...

    YanıtlaSil
  6. aa..gülçin de gelmiş.. erkekler kolay bırakamıyor.. kadınlar,kafalarında bitirdilermi geri dönüşleri olmuyor..kararları kesin oluyor..

    YanıtlaSil