31 Mart 2012 Cumartesi

Carpe Diem

-Merhaba hoşgeldiniz. Buyrun oturun.
-Teşekkürler. Hoşbulduk.

Aslı birkaç gündür buraya geleceği an için sebebini bilmediği bir gerginlik içerisindeydi. Şimdi bu gerginlik tam anlamıyla yüzünden okunuyordu. Beyaz teni her zamankinden daha daha beyaz ve solgundu, gözlerinde ise hem korku hemde her şeyi öğrenecek olmanın verdiği silik bir mutluluk vardı. Yavaşta gösterilen koltuğa oturdu.

-Evet sizi dinliyorum. sizi buraya getiren problem nedir?
- Beni buraya getiren korku sanırım.Her şeyden korkuyorum. 
-'Her şey'i biraz açar mısınız?
- İnsanlardan, kendimden gölgemden, geçmişimden, geleceğimden; aklına gelebilecek her şey beni korkutuyor.
- Geçmişinizde yaşadığınız bir acı, üzüntü, bir travma bir şeylerden korkmanıza neden oluyor olabilir.
- Bu söylediğinizi ilk kez duyuyorum fakat yaşadığım bir acı hissettiklerime neden olamaz, sanıyorum..Bazen karın boşluğumdan sokup elimi organlarımı parçalamak yüreğime ulaşıp onu yok etmek istiyorum. Ölmek değil, rahatlamak istiyorum. Korku anında yaşadığım ani kalp çarpıntılarından kurtulmak istiyorum.Bunu yapmak istiyor olmam mazoşist olduğumu göstermez sanırım . Her şeyden kurtulmak isteyen bir kadın olduğumu kanıtlar diye düşünüyorum.
-Evet mazoşist değilsiniz, fakat söylediklerinizin de normal olduğunu söyleyemeyeceğim. Peki hipnoz tedavisini neden istiyorsunuz, yani hangi dönemin sizi yaraladığını düşünüyorsunuz ?
-Bende onu bilmek istiyorum. Bana bunları yapmamı söyleyen şeyi ne zaman yaşadı ben !
-Hala kararlı mısınız?
- Evet.
-Buyrun başlayalım o halde.




-Aslı hanım telkinlerimi harfiyen uygulamanızı istiyorum. Lütfen söylediklerimin dışına çıkmayın ve lütfen korkmayın göreceğiniz şeylerden rahatsız olursanız, söylemeniz yeterli olacak, söylediğiniz anda uyanmanızı sağlayacağım.Lütfen gevşeyin.

Aslı üzerindeki kahverengi yeleğini çıkardı, saatini ve kolyesini doktorun masasına bıraktı. Çantasından bir sigara paketi çıkardı ve bir tanesini yaktı , son sigarasıymış gibi bir kez çekti ve söndürdü. Koltuğa uzandı.

- Aslı hanım, öncelikle hiçbir şey düşünmeyiniz, gözleriniz içindeki karanlığa odaklanın yalnızca. Hemen transa geçemeyebilirsiniz ama denemekten vazgeçmeyin. Konsantrasyonunuzu bozmayın.
- Peki.


Aslı kapadı gözlerini, içindeki bütün düşüncelerden arınmaya çalıştı bu çaba yaklaşık 35 dakika sürdü. doktor bu sırada yanızca Aslı'nın mimiklerini takip etti.
- Şuan neredesin?
-Aydınlık bir oda... Kütüphanesi olan...
-Kimin odası ?
-Benim.
-Neden oradasın ?
-Uyumak için.
-Uyuyor musun peki?
-Hayır. Ağlıyorum.
- Neden?
- ...
- Aslı neden ağlıyorsun?
-....
-Aslı?

Aslının gözlerinden yaşlar istem dışı dökülmeye başlamıştı. Sonrasında kendine hakim olamadan hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ve bir anda sustu. Ne ağlıyordu, ne konuşuyordu...

-Aslı seni ağlatan ne?
- Ondan kurtulamıyorum. Çaresizlikten ağlıyorum.
- O kim ?
-Kendim.
-Kendinden neden kurtulmak istiyorsun?
- Zarar veriyorum ruhuma.
- Ne yapıyorsun ruhuna?
- Eziyet.. Eziyet ediyorum. İstemeyerek yapıyor ama yapıyorum.Karşımdayım şimdi....
- Neye benziyorsun.
- Bana ama ben değilmişim gibi. Bir şeyler fısıldıyor.
-Ne diyor?
-Duyamıyorum.
-Yaklaş biraz Aslı, korkma.

Derin bir sessizlikten sonra Aslı bir çırpı da herhangi bir telkin gelmeden sıçrayarak uyandı. Nerede olduğunu, ne yaptığını, kim olduğunu her şeyi unutmuştu sanki. Tek hatırladığı gördükleriydi.

Doktor büyü bir şaşkınlıkta ve meraktaydı. İkisi de biraz sakinleştikten sonra doktor kendisine ne söylediğini sordu.Aslının dili tutulmuştu sanki ağzını açamıyordu.
'Aslı bunu bilmek zorundayım sana ne söylendi' dedi doktor tekrar.

- Karşımdaydı biri. Benim odamda. Benim suretimdeydi ama ben değildi biliyorum. Bir katil gibi bakıyordu.Yaklaş dediğinizde yaklaştım. İki eliyle omuzlarımı tuttu. Benden ne istediğini sordum. Sağ kulağıma doğru eğildi, eğildiği anda ben değildim artık o görüntü. Bir hayvana benziyordu sanki... 
-Peki ne dedi?
-Eğer kendime zarar verirsem, kaybedenlerden olacağımı, onun ise kazananların arasına ismi yazılacağını söyledi...
- Geçmişinden birini hatırlatıyor mu bu sözler sana ?
-Evet... Hem geçmişimden, hem geleceğimden birisiydi bu.
-Kim?
-Şeytan.

-Ne yapacaksın peki şimdi.
- Carpe diem.
-Kendini toparlamanda işe yarayacak mı ?
-Onun ismini kaybedenlere yazdırmama yarayacak...Geçmişe takılmak onun sermayesi...
- Yani?
-Geçmişimi ona hediye ediyorum.




Hey hey hey... Bendeniz katlettiği canı seçerken kendine öncelik veren poli...Bugün hayal gücüm tavan yaptı. 
Saygılar.. Öperimmm=)

1 yorum:

  1. Bir ressamdan duymuştum şu sözü " bir yağın geçmişte bir ayağın gelecekte olursa bu güne sadece işersin".

    YanıtlaSil