11 Şubat 2012 Cumartesi

Yürek Yakan Soğuklar

Yaşayanlar bilirler Ankara'nın soğuğu bazen yürek dondurur, bazen yürek yakar.

     'İnsan gitmeye karar verirken , bir yanı her zaman kalmak ister değil mi? ' dedi kadın üşümemek için taktığı eldivenlerini çıkarırken...
- Nasıl yani?
- Yani gitmek isterken aynı anda kalmakta istersin aslında!
Adam konuyu değiştirmek istercesine üşüyeceksin tak eldivenlerini geri dedi kadının yüzüne bile bakmadan.

      Ankara'da denizi seven insanlar yaşar genelde. Soğuktan nefret eden, yazlık bir yere gitme özlemiyle Temmuz - Ağustos aylarını bekleyen insanlar... Yağmuru seven sayısı da azdır bu şehirde. Kimse ıslanmak ve ya üşümek istemez. Bu yüzden en çok eldiven ve şemsiye satılır olur olmadık her mağazada.... Kadının anlam veremediği ise; denizi olmayan bir memlekette, deniz seven bunca insan neyi beklemekte!

   Kadın herkes gibi soğuktan nefret ediyordu ama bazı zamanlarda üşümek gerektiğine inanıyordu. Bu yüzden yanlızca tebessüm etti ve eldivenlerini takmadı. Üşümesi gereken zamanlardan birindeydi  şuanda...

' Bazen gidersin, gittiğine pişman olursun, bazen kalırsın kaldığına pişman olursun. Aslında uygulamaya geçirdiğin fikrin, diğer seçeneği yapmadığın için pişman olmanı sağlar. Yani ne karar verirsen ver acabaların olacak içinde bir yerde. Acabaların kendi hayatını mahvederken, benimkini de mahvedecek. Bu yüzden diğer seçeneği gerçekleştirmek için tekrar beni aramamalısın.! '

- Seni üzmemek için bugüne kadar her şeyi yaptım kadın, bundan sonra da yaparım. Yani seni aramamı istemiyorsam aramam ama sen hiç merak etmeyecek misin diğer seçeneği yaşamanın hayatında neler değiştireceğini ?

- Elbette merak edeceğim. Ama gitme kararını benim vermemiş olmam içimi rahatlatacak. Ben gitmeleri sevmem, hiçbir zamanda sevmedim bilirsin.Bu kararı vermek çok zor değil mi ? Cesaretin takdir edilesi. Senin kadar cesur olmak için hayatımın kalanında çaba göstereceğim.

-Şuan dalga geçiyorsun benimle değil mi?

- Sanırım evet. Gitme diyemem sana, git de diyemem. İkisi de diğer seçeneği yapsaydım ne olurdu sorusunun cevabını aramama neden olacak. Hayatımı, gidiyorum diyen bir adama verdiğim cevabın sonuçlarını düşünerek geçirmem saçma ve aptalca olur.

- Seni seviyorum bunu unutma.

- Bunu senden ilk kez duymuyorum. Ama diğer söylediğin zamanlarda yanımda olduğunu biliyordum. Şuan aynı şeyi hissettirmiyor bana.

Kadının çok fazla çalmayan bir telefona sahipti. Bu yüzden 24 saat hiç kapatmamasına rağmen çok az sayıda çalar çok az sayıda mesaj gelir, kendisini rahatsız etmezdi. Ama şuan nadir olan anlardan biriydi. Ansızın telefonu çaldı.

- Alo?
- Ne?
- Hemen geliyorum.

Adam karşı tarafın söylediği hiçbir şeyi duyamamıştı. Merakla  kim diyebildi sadece ama bir yanıt alamadı.

-Gitmem lazım.

- Nereye gitmen lazım?

- Bugün saatlerdir burdaydım ve senin gitmek istediğinden bahsettik uzun uzun, kararlı olup olmadığını sordum, gitsen ne olur, kalsan ne olur onun üstüne konuştum ama nereye gideceğini hiç sormadım. gittikten sonra neresi olduğunun bir önemi yok. Şuan gitmem lazım.

-Nereye gideceğini söylemeden hiçbir yere gidemezsin. Kimdi o arayan?

- Beni sen bırakacaksın gideceğim yere değil mi? Bu kadar konuşmak yerine bir an önce gidersek nereye gittiğimi de öğrenmiş olursun.

Yol boyunca hiç konuşmadılar. Kadın yanlızca yolu tarif ediyor adamda cevap vermeden kadının dediklerini uyguluyordu.

-Sağda durabilirsin dedi kadın.
-Geldik mi? Burası neresi?
-Hayır gelmedik. Burası neresi bende bilmiyorum. Seninle son görüşmemiz mi bu önce onu söyle sen bakalım ?
- Bilmiyorum adam akıllı konuşamadık bile senin o lanet telefonun yüzünden.
- Evden çıkarken son görüşmemiz olarak mı çıktın peki?
- Evet.
'O zaman son görüşmedir bu. Kendine dikkat etmelisin. Canın her şeye çabuk sıkılır senin, insanları çok kafana takma. Anneni üzme iyi bir kadın o. Birde numaranı değiştir buradan giderken. Seni aramayacağımın sözünü veremiyorum kendime. Hoşçakal.' dedi kadın ve tam ayrılacaklarken adam son kez aynı merakla nereye gittiğini sordu.

Kadın ise ufak bir tebessümle ' bende senin nereye gittiğini hep merak edeceğim, ne acı ikimizin içinde de hep bir merak olacak.' dedi.

Ve bir taksiyle oradan uzaklaştı.

Şuan aynı his içinde yanmaktaydı ikisi de. Nereye, neden, kimle...
İşte o gün Ankara'nın soğuğu  üşütmüyor, yürek yakıyordu.


Bendeniz Ankara aşığı Polinka.

Tekrar buradayım dimdik...=)




3 yorum:

  1. Bendeniz de İstanbul aşığı Murat..Güzel bir acılık vardı hikayende..hep dimdik durasın inşallah can kardeşim Policik..

    YanıtlaSil
  2. Ben de bir İstanbul aşığı, ama Ankara'yı da seven biri olarak hikâyeni ilgiyle okudum. Çok güzeldi, akıcı ve merak ettiriciydi. Eline sağlık. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok Teşekkür ederim.Beğenmene sevindim gercekten ..=)

      Sil