24 Şubat 2012 Cuma

Tesadüf

   Kadının adının 'tesadüf' olması elbette ki tesadüf değildi.. Tesadüfen başlayan bir aşkın meyvesi olmasından dolayı ebeveynlerin hayata bir metaforuydu bu yalnızca....Belki de anne bütün insanlığa işaret veriyordu.' Annenin kaderi kıza derler. Kızım kaderimin dönüm noktasını adında da taşısın'...
   Tabiki bazen olumlu başlayan düşünceler olumlu eylemlere dönüşmezler ve bir isim insan hayatına derinden etki edebilir.


-Alo! İyi günler.
- İyi günler. Nasıl yardımcı olabilirim.
- Rezerve yapıyorsunuz değil mi?
- Evet hanımefendi.
-Akşama iki kişilik cam kenarı bir masa ayırtmak istiyorum.. aslında kapıdan girince hemen karşıda bulunan bütün Ankara manzarasını gören bir masanız var orayı istiyorum.Mümkün müdür?
-Hemen kontrol ediyorum...
Evet bu akşam için herhangi bir rezervasyon yapılmamış. İsterseniz adınıza rezerve edebilirim!
- Peki akşam en geç sekizde orada oluruz.
-Hangi isme rezerve edelim hanımefendi?
-Tesadüf yazabilirsiniz.
-Pardon? Kimlik isminizi verirseniz eğer burada herhangi bir karışıklığa mahal vermemiş oluruz hanımefendi.
-Kimlik ismim bu zaten beyefendi. Tesadüf Hanım yazmanız yeterli. Gerekirse geldiğimde kimliğimi gösteririm.
-Peki efendim. masanızın rezervasyonunu yaptım.
- Birde birkaç isteğim daha olacak fakat onlar için birkaç saat sonra dönüş yapacağım.
- Peki efendim. nasıl dilerseniz.
- Çok teşekkür ediyorum...İyi günler.


   Tesadüf'ün o gün işi başından aşkındı. Ağlama nöbetleri ve ya sinir krizlerini bugün herhangi bir saatte geçirmese çok iyi olacaktı zira son zamanlarda sebepsiz yere iyice artmaya başlamışlardı. Kullandığı ilaçların haddi hesabı yoktu. Bir gün astım krizinden ölebilirdi ama sinir krizleri onu ölmekten beter ediyordu. ilaçların kendisiyle ilgili neyi iyileştirdiğiyse muamma... Hergün bir önceki günden daha kötü...
   Makyajsız ve sade olmanın en güzel yanı beğenilmek ve ya birine hitap etmek için özel bir çabaya ihtiyaç olmamasıdır. Olduğun gibi tanınırsın ve fazlasını kimse beklemez senden. Tesadüf bunun rahatlığını hayatı boyunca yaşayabilirdi. Böyle özel günlerde kendinde biraz değişik yapması herkesin onu hayran hayran izlemesine yetiyordu. Bu yüzden kendiyle çok fazla vakit kaybetmeyecekti. Bugün için özel aldığı ayakkabılarını giymek için sabırsızlanıyordu yalnızca. Kırmızı rugan ayakkabılar....
   Akşam dinç kalabilmesi için biraz uykuya ihtiyacı vardı ve öylede yaptı. Yaklaşık 3 saat kadar deliksiz bir uyku çekti ve sonrasında yeniden restoranı aradı.Bütün isteklerini birbir sıraladı kusursuz bir akşam olmasını istediğini defalarca belirtti. Mekan sahibi de söylediklerini tek tek not etti. Telefonu kapatır kapatmaz restoranda hazırlıklar başladı. Tesadüf'te kendi hazırlılarını yapmaya koyuldu...

Saat 7:20...

Mehmet kapıda tesadüfü beklemekte...

Tesadüf evdeki bütün elektronik eşyaları, prizleri, doğalgazı kontrol etti. Banyonun kapısını kapatmak için uzandığında kendisiyle karşılaştı. Bugün tam bir fransız kadınlarını andırıyordu. Dalgalı açık kahve saclarının üzerine yandan ufak bir kumaş sarkıtılmış siyah, küçük bir şapka tutturmuş, uzun,derin yırtmaçlı bir etek ve kırmızı gösterişten uzak bir ceket giymişti. Kırmızı rugan ayakkabıları ise her şeyi tamamlıyordu.Evden çıkma vakti gelmişti.

Saat : 7.45...

Ankara'ya nazır masada Mehmet ve Tesadüf karşılıklı oturdular. Mehmet bu günün özelliğini en baştan beri hiç anlamamıştı. Özel bir gün değildi lakin Tesadüf özel olması için çok özenmişti belli ki. Masa mükemmeldi. Tac mahal'in yollarına serilen güllerden daha ihtişamlıydı kendi yoluna serilen güller. Abartılıydı ama Mehmet'in gönlünü de ancak böylesi hoş ederdi.
   Bütün akşam sohbet ettiler, anıları yaad ettiler alkolün etkisinin de katkısı olsa gerek herzamankinden çok daha güzel ve eğlenceli bir akşam geçirdiler.
 
Gitsek mi artık ne dersin? dedi Tesadüf...
-Bugün hiç bitmese daha güzel olmaz mı ?
-Bittiğini kim söyledi. Hadi kalk gidelim artık, biraz daha alkol alırsak gitmek istesek de gidemeyeceğiz zaten!
-Nereye gideceğiz.
-Bırak istersen o da sürpriz olsun.
- Peki canım sen bilirsin. Bugün her şeyi en iyi sen bilirsin...


Saat: 02.15...

Ankara'nın tepe denecek bir semtinde. Akşamın karanlığında bir göl kenarı...Ufak bir restoran....

Bugün içimizden ne geliyorsa yapalım mı tatlım ?
-Aklından ne geçiyor tesadüf ?

Tesadüf restoranın pistine attı kendini, kıyafetinin asaletine yakışmayan çocuksu bir tavırla.

-Hanımlar.... Beyler... Saatin farkındayım. Hepinizin benim kadar hafif çakırkeyf olduğuna da eminim ama yine de dinleyin beni isterim.... Bir kaç dakika yanlızca...Yarın zaten çok bir şey hatırlamayacaksınız ki... Bugün mukemmel bir gece geçirdik biz. Biz derken... Mehmet'le ben. Mehmet benim sevgilim olur. İlk aşkım, kalbimin ilk sahibi. Neyse sizi aşkımızı anlatarak sıkmayacağım merak etmeyin. Benim adım tesadüf. Annem koymuş bu adı. Babamla tesadüfen tanışıp birbirlerine deli gibi aşık olmuşlar. Ben doğduğumda da annem bu ismi vermiş bana. Tesadüf!... Babam öldü benim 2 yıl önce... Nasıl öldüğünün bir önemi yok annemi severken öldü işte.. Neyse..Annem 'annenin kaderi kıza demiş. Kaderim onun kaderi gibi olsun istemiş.Çok istemiş ama tesadüf demiş adıma aşk dememiş sevgi dememiş tesadüf demiş... Neyse...Adım tesadüf işte. Bu arka masanızda oturan adamda benim karşıma tesadüfen çıktı işte. Anne haklıymış dedim, kaderim benzeyecek anneme... Ama ne oldu biliyormusunuz?... Bu adam babam kadar esaslı olamadı. Bütün akşamı iki deli aşık gibi geçirdik ama gibi işte...Neden beni sevmekten vazgeçtin ki! 


Mehmet bir an yerinden doğruldu olan biteni anlamaya çalışıyordu ama bir türlü çıkış yolu bulamıyor. Bugünün  nasıl biteceğini merak ediyordu.

- Tesadüf in oradan. Saçmalamaya başladın artık. hemen gel gidiyoruz.
Ama tesadüf ne oradan inebilirdi ne de durabilirdi. Bu adama bütün gece bunun için tahammül etmişti ya zaten. Şimdi asla geri dönemezdi dönmemeliydi....Mekandakilerde olan biteni merak etmiyor değillerdi hani. Hiç kimse hiçbir şeye karışmıyor, olacakları merak ediyorlardı.

-Ne diyordum. Hıı bu adam yalancı diyordum en son...Sevmedi beni. Kaderimle oynadı... Hayır sevmeyecektin madem neden çıktı ki karşıma. O olmasa başkası olurdu. Onun gibi olmazdı ama biri olurdu elbet...Neyse asıl konuya geleyim artık....
Mehmet, dün teyzen aradı... Sana diyememiş ben alıştıra alıştıra söylerim diye beni aramış. Annen ölmüş Mehmet.. An-nen öl-müş...


   Mehmet beyninden vurulmuşa döndü bir anda. Nasıl olurdu annesi nasıl ölürdü bu kadın bunu nasıl saklardı ve şimdi bunu herkesin içinde olağan bir şeymiş gibi nasıl söylerdi...
   O sırada tesadüfte çantasına uzandı nefes açıcı spreyini üç kez ard arda kullandı...

-Yine söylemedim dimi?... Gidince öğrenirsin dedim Mehmet. Annen anlatır sana olanları dedim.. Sende geçirdiğimiz geceyi anlatırsın ona. Nasıl mutlu olduğundan nasıl ruhunun okşandığından filan bahsedersin dedim. Mehmet ben sana mükemmel bir hediye verdim bugün... Sen gül bahçesi yolundan geçtin ölüme gitmek için...


O an iki el silah sesi duyuldu. Kimse de o anı görecek kadar cesaret yoktu bu yüzden kimse olaya şahit olamadı,. Mehmet bir kadının hayallerini yıkmıştı, kadın ilk aşkıyla evlenecekti onu severken ölecekti , belki onu sevdiği için ölecekti. Adını yaşatacaktı arkasından ama o buna müsaade etmemişti. Bir aldatmanın bedeli ölüm olabilir miydi!... Tesadüf'ün aklında ölümün bedeli ancak aldatma olabilirdi zaten...

Tesadüf silahını indirdi...Önce kırmızı ayakkabılarına sonra kalabalığına baktı.

- Ne var yani tesadüfen vurmuş olamaz mıyım ?




Dip Not: İmla hataları olabilir. Saat şuan 03:46... siz uyurken ben burdaydım. Aman neyse imla kurallarına göre değil zaten gökkuşağı renklerine göre yazıyorum. Affola =)

6 yorum:

  1. ''Babam öldü benim 2 yıl önce... Nasıl öldüğünün bir önemi yok annemi severken öldü işte..- Ne var yani tesadüfen vurmuş olamaz mıyım ?'' müthiş akıcı bir yazı olmuş Policik..İçindeki gökkuşağı renkleri hiç solmasın kardeşim..

    YanıtlaSil
  2. Ankaranın manzarasında bir masaya takıldı aklım. Tesadüfen sanırım. Tesadüfen bir manzarası olabilir; Ankara' nın. Tesadüfen o masada oturmuşumdur ama tesadüf eseri değildir İstanbul' u özlemem. Tesadüfen vursa da olur herhangi biri. Şehrime gömeceklerse tabii!
    Bu arada; size çocuğun öldüğünü söyleyen oldu mu?

    YanıtlaSil
  3. O aniden içimden geçti. Onu yayınlamazsan şunu dene:
    Güzel olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yazarsan hepsini yayınlarım ben. hic ayırt etmeden09

      Sil
  4. çok akıcı ve heyecanlıydı vesselam:)sonu ölümle bitmese daha mı iyiydi ne..mesela bir zaman sonra o son üzerinde yeniden düşnüp bu hikaye revize edilse dedim içimden çok daha hoş bir çalışma olabilir..beğendim yahu:)

    YanıtlaSil
  5. Tamam bi dahaki yazımda senin icin guzel bir son yazacagım =)

    YanıtlaSil