7 Şubat 2012 Salı

Meyve Sıkacağı

Karlı kış günlerinde yaşanan yıkımlara inat, ağustos'un orta yerinde bir gün...


Kadın uyanır uyanmaz yataktan kalktı ve aynada kendine uzun uzun baktı. Bir önceki gece çok uyumamaya dikkat etmişti; zira gözlerinin şişmemesi gereken özel bir gündü bugün. Hızlıca duş aldı, bütün vücuduna meyve kokulu losyonuyla masaj yaptı, son olarak saçlarını kuruttu ve aynada gözaltlarını tekrar kontrol etti. Sabahın çok erken saatlerinde uyanmış olmasına rağmen gözleri bugün olması gerektiği gibi ışıltılı bakıyordu..
Kahvaltısını balkonda yapmaya karar verdi. Birşeyler atıştırırken Ankara manzarası izlemek kendini herzaman iyi hissettirirdi. Zaman kaybetmek istemediği için kahvaltılıklar birgün önceden mutfak masasına dizilip hazırlanmıştı zaten ve onları balkona taşımak çok zahmetli bir iş değildi. Kısa zaman içinde kahvaltı masası eksiksiz hazırdı..birşeyler atıştırıp hemen hazırlanmayı planlıyordu ama kurt gibi açtı ve karnı doymadan da kalkmaya niyeti yoktu. Kadın,  her sabah olduğu gibi biten kahvaltısının ardından çayını tazeledi ve bir sigara yaktı manzara karşı. Bugün, güneşli ve sıcak bir Cumartesi günüydü. Aslında düşünmesi gereken bir sürü konu vardı ama şuan onları düşünerek canını sıkmamalıydı. Bir süre hiç birşey düşünmeden sokakta oyun oynayan çocukları, bir yere yetişmeye çalışan insanların hızlı adımlarını, gelip geçen arabaları seyretti. Çayından son yudumları alırkende bir yandan masayı toparlamaya başladı. Hazırlanmak için iki  saati vardı, bu yüzden çok fazla keyif yapmamalıydı.
Bir gün önceden hazırlanıp ütülenmiş kıyafetlerini gardropundan çıkardı ve tekrar ütüledi. Kahvaltı da dikkatini çeken elleri, yine dikatini çekmişti.Bir süredir elleriyle ilgilenememişti ve kuaföre gitmek içinde vakti yoktu, tırnaklarını bakılacak duruma genele kadar törpüledi, hemen saçlarını yapmaya koyuldu. Ara ara kendi yüzünü inceliyor içinden defalarca tekrar ediyordu.
-Bugün çok güzel olmalıyım.
Kadın, en çok makyajına zaman ayırdı. Gözlerini, bakışlarını herkes çok beğenirdi. Bir erkek iltifat edecek olsa hep gözlerinin derinliğinden, bakışlarının güzelliğinden bahsederdi. Bu nedenle, göz makyajını herzaman daha koyu yapar, dikkatleri üstüne çekerdi. Kadın, makyajını ne zaman yaparsa yapsın, rujunu evden çıkmadan son dakika sürerdi. Makyajını bitirdi, rujunu sonraya bıraktı.
            Ütülenmiş pembe çiçekli, beyaz askılı elbisesini ağır bir seramoniyle üstüne giydi. Ayakkabılıklıktan çıkardığı fuşya renkli ayakkabılarıyla, kıyafetinin uyumunu kontrol etmek için tekrar tekrar giydi. Evet bugün tahmininden çok daha güzel olmuştu, kendiyle daha fazla uğraşmamaya karar verdi.
Saate baktığında hala çok erkendi ve kendiyle ilgili yapacak başka hiçbir şey kalmamıştı. Mutfağa gitti ve portakal dolu poşeti buzdolabından çıkarıp mutfak masasına koydu.Ardından tezgahın altında duran meyve sıkacağını çıkardı. Şuan portakal suyu içmek istemiyordu canı ama saatin ilerleyişini izlemekten çok daha iyi bir fikirdi portakalların suyunu çıkarmak. Bir tane, iki tane, üç tane, dört, beş, altı... Bir hafta boyunca sabah akşam içebileceği kadar portakalın can vermesine sebep olmuştu farkında olmadan. Dağıttığı mutfağı toparken saatine baktı. Saat ikiye on vardı. Hemen ellerini yıkadı, koşar adım odasına geçti ve kırmızı rujunu sürdü.Aynanın karşısında bulunan yatağının üzerine oturup saatin ikiyi göstermesini bekledi.Saçlarını düzeltirken gözü sol elindeki yüzüğe takıldı bir anda. Birkaç dakika yüzünde tebessümle yüzüğüne baktı. Bir yüzük insanın hayatını daha güzel kılabilir miydi, bu kadar güzel bir hisse sebep olabilir miydi? Bu yüzüğü parmağına taktığı günü hatırladı, o gün hissettiklerini tekrar hissetti. Dakikaların geçmesini beklerken telefonuna uzandı ama hala bir gözü yüzüğündeydi.
            Kadın’ın, telefon takıntısı orta okul yıllarından geliyordu. Herkesin yanlızca haberleşmek için kullandığı cep telefonu onun için çok daha fazla şey ifade ediyordu. Anılarını saklayan, koruyan bir makina gibi bakıyordu telefonuna, mesajları elinden geldiğince biriktirir, ilk aldığı gün kullandığı melodiyi asla değiştirmez ve güzel bir an yaşadığında hemen telefonunda bir yere not alırdı. Bu yüzden telefon değiştirmeyi sevmez, son nefesini verene kadar aynı telefonu  kullanırdı.
            Bütün mesajları sondan başa okumaya başladı. Sevgi sözcükleri, tartışmalar, meraklar, uykusuz geceler, çok uykulu akşamlar, seni seviyorumlar hepsini saklamıştı. Sırada birgün önce aldığı en akılda kalıcı mesaj vardı.
            ‘Sebebinin ne olduğunun çok fazla bir önemi yok. Bitmesi ikimiz içinde iyi olacak.’
            Saatler ikiyi gösteriyordu ve o adam bu mesajı atmamış olsaydı, kadın tam bu dakikalarda uzun bir aradan sonra onun yanında olacaktı.
            Kadın, önce gözlerinden akan yaşları sonra rujunu sildi, kıyafetlerini çıkardı. Bir bardak portakal suyu içmekten başka yapacak daha iyi bir şeyi yoktu artık...

10 yorum:

  1. Biraz uğraştırdın beni ama sonunda hoşgeldin aramıza..:) Şimdi sırada Close var..Yazmazsanız körelirsiniz kızlar,hatta...neyse :)

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldin Poli :)...keyifli ve güzel yazılarını takipteyim...sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler züleyha..Cansınız=))

      Sil
  3. Ne güzel bir yazı..:))
    Sayfanı keşfettiğime sevindim canım..
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederi yazılarım sizinle anlamlı... Keyifli paylaşımlar..

      Sil
  4. Önce hoş geldin diyorum :) Ne iyi ettin de geldin. Yazını baştan sona keyifle okurken finalde şok oldum:) Kalemini kutluyorum. sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk... Finalde şok olduysan amacıma ulaşmışım demektir... begenmene cok sevindim=)))

      Sil
  5. vay... son zamanlarda okuduğum nadide hikayelerden

    YanıtlaSil