14 Şubat 2012 Salı

Adım

     Çocuk önce hızlı adımlarla yürüyordu. Bir süre aynı tempoda yürüdükten sonra koşmaya başladı.Yorulmuştu, nefes nefese kalmıştı, küçücük ciğerleri yetmiyordu ama yinede her seferinde daha da hızlı koşmaya çalışıyordu...Uzaklaşmalıydı bulunduğu yerden uzağa... daha uzağa... en uzağa... 
     En sonunda daha fazla dayanamadı ve neresi olduğunu bilmediği bir yerde durup bir kaldırım taşına oturdu. Pis bir sokaktı burası, evleri virane, yolları taşlık ve asfalt namına hiçbir şey olmayan bir yerdi. Sokakta yürüyen insanlarda oraya buraya laf atıyorlardı. Çocuk buranın küçük bir yer olduğunu, herkesin herkesi tanıdığını düşündü. Diğer türlü kim kimin hayatına sokakta bu şekilde müdahale edebilirdi ki... İçini bir korku kapladı çocuğun. Biri ' Sen kimsin, ne işin var senin burada?' dese ne cevap verecekti. Sonuçta yabancıydı ve bu sokakta yabancılar sevilmiyor olabilirdi ama daha fazla da gücü kalmamıştı burada dinlenmek zorundaydı.
     Bir süre etrafı izledikten sonra dinlendiğini fark etti. Nefes alış-verişleri daha düzenliydi artık ve daha sakin, daha yavaş düşünebiliyordu artık.Gözlerinden yaşlar dökülmeye bile başlamıştı.Kendini tutmaya çalıştıkça daha çok akıyordu sanki. Kendine bile belli etmemeye çalıştı ağladığını çünkü ona böyle öğretilmişti. Bir  erkek çocuğu kaç yaşında olursa olsun ağlamazdı, hep güçlü görünmeliydi. Bu yüzden ne zaman ağlayacak olsa gece yarısına kadar tutar kendini herkes uyuduktan sonra yatağına yatar ağlardı, içinden  ise erkekler ağlamaz ama ağladığımı kimse bilmiyor sonuçta diye kendini telkin ederdi. Haklıydı da henüz 8 yaşında olmasına rağmen kendini bildiğinden beri kimse onun ağladığını görmemişti ama bu sefer kesin biri bilecekti. En sonunda kendini tutmayı bıraktı hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Gözyaşları sanki gözünden değil canından akıyordu.
     O kaldırım taşında ne kadar süredir oturuyordu bilmiyordu ama uzun bir süredir orada olmalıydı ki bir kadın kendisini fark etmişti.
     Kadın, geçim derdine düşmüş bir ailede anne sıfatında hayatına devam eden biriydi. 3 çocuğu vardı ve ortanca olan kaldırım taşında oturan çocukla neredeyse aynı yaştaydı. Hafif şiveli bir konuşması olmasına rağmen kibardı.Giyim kuşamı geçim sıkıntısı çektiğini belli edercesine mütevaziydi ama temizdi.

- Yine ağlıyorsun çocuk ?
- Ağlamıyorum ben.
- Tamam ben yanlış anlamışım demek ki. Burada mı oturuyorsun sen?

Çocuğun korktuğu başına gelmişti. Kadın onun yabancı olduğunu anlamıştı işte. Bu semtte yabancı olanlara nasıl davranıyorlar acaba diye geçirdi içinde.

- Evet burada oturuyorum.
Yeni taşındınız o zaman ben seni hiç görmedim buralarda derken kadın, çocuğun yanına kaldırım taşına oturdu.
- Senin canını ne sıktı söyle bakalım?
- Bisikletim...Bisikletimi çaldılar. Bunu söylerken çocuk tekrar hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
- Bir bisiklet için bu kadar canını sıktığına değer mi? Hem baban ya da annen sana yenisini alır.
- Almazlar. Alsalar da bir önemi yok ki. Benim olan her şeyi elimden o alıyor zaten.
- Kim alıyor?
- Bilmiyorum ama annem ne zaman durumumuz kötüye gitse ya da babamla kavga etse hayat bana bunu layık görüyor diyor. Sanırım benim de her şeyimi de hayat alıyor.
- Peki hayat neden senin bisikletini alsın ki?
- Benim kaybedenlerden olmamı istiyor. Hem sadece bisikletim değil ki. Her şeyimi alıyor benden, sekiz yaşındayım ama her gece yatağıma yattığımda ağlıyorum. Annem erkekler ağlamaz diyor, sanırım hayat hem canımı acıtmak istiyor hemde ağlamamamı ve bunu da anneme söyletiyor. Annem hayatla işbirliği yapıyor.
- Nereye taşındınız çocuk siz, hadi gidelim annene soralım hayat bisikletini nereye saklamış olabilir?
- Taşınmadık biz buraya. Çok uzakta oturuyoruz. Yabancıyım diye bir şey dersin diye öyle dedim. Hayat senin de herşeyini alıyor mu?
- Bak çocuk, evet hayat bazen istediğin gibi gitmez. Hayallerini sana vermez. Mutlu olacağını sandığın yere gitmene izin vermez ama mutlu olman içinde fırsatlar verir sana dokunmaz. Bak ailenin sana bisiklet almasına müsade etmiş mesela değil mi !
- O zaman yine geri aldı bisikletimi benden ?
- Hayat almamıştır belki, belki bir başkasıdır bisikletini alan, geri getirecek bile olabilir!
- O çingene aldı benim bisikletimi. O da annem gibi hayatın istediklerini yerine getiriyor. Bir kaç gündür ben sokakta oynarken bisikletime bakıyordu. O aldı!
- Gidip sordun mu peki bisikletimi sen mi aldın diye ?
- Dinlemiyor musun beni ,hayat benim kaybedenlerden olmamı istiyor diyorum. Bu yüzden sormadım. Hem sorsaydım o çingene de bana aynı şeyi söylerdi bir kaybedenin, kaybeden olması için her şeyi elinden almak gerekir bisikletini bile...

Kadın sekiz yaşında bir çocuğun sözlerine hak verebileceğini hiç düşünmemişti. Ama haklıydı hayat kaybetmeni istiyorsa elinde avucunda ne varsa alırdı. Kendisi de yaşamıştı bunu çoğu kez, gerçekten çok zengin bir ailenin kızıydı kadın, evliliğine izin verilmesi içinde yine kendine aynı hayatı yaşatacak biriyle evlenmeliydi ve öyle de yaptı, eşi kentin sayılı zenginlerinden birinin oğluydu. Yıllarca bolluk içinde yaşamışlardı ve sonra nasıl bile olduğunu anlamadıkları bir şekilde bu mahalleye kadar düşmüşlerdi başta çok zor olmuştu ama yavaş yavaş her şey düzelmeye başlayınca kadın yeniden ümitlenmişti. Belki eskisi gibi olmayacaktı durumları ama yinede herkes kadar standartlarda bir yaşam sürebilirlerdi bir süre sonra. Yinede çocuğun hayatın gerçeklerini bilmesi için erken bir yaştı bunları ona anlatamazdı.

- Ağlama çocuk ağlama ! Bisikletini kim aldıysa aldı, hem sen biraz daha sürseydin sıkılıp başka bir şey isteyecektin zaten. Belki bisikletin çalındığı için ailen sana başka bir şey alır ve o oyuncak bisiklete binmekten daha eğlenceli olur.

- Asıl eğlenceli olan ne biliyor musun ! Nereye gideceğimi bilmeden koştum, ne kadar koştum bilmiyorum. Yorulana kadar durmadım ve kaçtım. Hayattan değil ailemden değil. bisikletimi alandan değil. Kaybetmek denen şeyden kaçtım. Hayat buna engel olamıyor. Senin fikirlerine ve kararlarına yani... Elindekileri alabiliyor ama aklındakilere hiçbir şey yapamıyor. Her şeye gücü yeten hayat sen koşarken kolundan çevirip nereye diyemiyor. Asıl eğlenceli olan koşarak, kaçarak onunla dalga geçmek...

Kadın yalnızca haklısın çocuk diyebildi. Çocuk yaklaşan bir araba gördü. Bu araba çok tanıdıktı ama hava kararmış olduğu için emin olmak için biraz daha bekledi. Arabadan inen kadın, her gün evde sabah kahvaltısını hazırlayan kadındı. Çocuk kaldırımdan kalktı annesinin onu görmesi için sokağın biraz daha ortasına doğru yürüdü. 

- Neredesin sen, her gün seni sokak sokak aramaktan yoruluyorum be yavrum !
- ...

Çocuğun annesi mahalle sakini kadına döndü. Pardon hanımefendi çocuğumla ilgilendiniz sanırım buradayken, çok teşekkür ederim. 

- Rica ederim. Çok zeki bir oğlunuz var.
-Öyledir. Bazen bizim için sıkıntı olsa da... Neyse tekrar teşekkürler. Sizi de yordu biraz.

Mahalle sakini kadın çocukla güzel bir vakit geçirmişti aslında. Çocuk gerçekten zekiydi ve kendisi bile onunlayken bir şeyleri sorgulamıştı ama hoşçakal deme vaktiydi artık.

- Çocuk ?
- Efendim...
- Bak o kadar sohbet ettik ama adını söylemedin bana. Adın neydi senin?
- Adım yok... Haydan geldim huya gidiyorum teyzeciğim. 
- Hoşçakal çocuk.
- Hoşçakal...

Bendeniz hayatın nefret edilesi yani..(bazen) =)






5 yorum:

  1. çok güzeldi poli 8 yaşında ki bir çocuk hayatı çözebilmiş dedim ama doğru haydan gelen huya gider ...yüreğine sağlık canım

    YanıtlaSil
  2. 8 yaşında bir çocuk için fazla iddialı geldi dialoglar hiç bu sözleri söyleyebilecek 8 yaşında bir çocuk tanımadım tanımayı da istemezdim açıkcası o yaşta bir çocuk için fazla ağır

    YanıtlaSil
  3. acaba kurgusal fantastik vs bir şeyler vardı ve ben mi göremedim büyük bir ihtimalle öyledir yani gibi bir şey

    YanıtlaSil
  4. Genelde yazılarıma alt metin girmeyi sevmem ama bilgecim şöyle ki muhakak fazla iddialı bu cocuk ama neden mutsuz oldugunu neden bisikletinin calındıgını ve bundan nasıl kurtulacagını sorgulayan bir cocuk. Bilirsin cocuklar sorgulamayı severler ama tabi burda biraz abartı da var. En nihayetinde bende 8 yaşında değilim birazcık edebi deger katıyorum yorumların icin saol =)

    YanıtlaSil
  5. bu çocuk haydan gelse de huya gidecek gibi değil:)

    YanıtlaSil