17 Ağustos 2011 Çarşamba

Yetiş Facebook, Sosyalleşmeye başladım

Zamanında Yonja gibi bir arkadaşlık sitesin adadığımız yıllarımızı,son birkaç senedir Facebook'a feda ediyoruz.Yine dün bahsettiğim değil aptal kutsunun yan etkilerinden biri Helin Avşar sağolsun bir facebook cümlesi kurdu ki yıllarımızı harcadık bir anda.Bütün Türkler yediden yetmişe facebook'a üye olduk....
Başında sabahladığımız uykumuzdan fedakarlık ettiğimiz msn ne oldu yada profilime farklı birşeyler yapayım diye debelendiğimiz Yonja...Hepsinin çapucu dama atıldı...
Birde bizde öyle bir huy vardı gittiğimiz her yeri gözünü çıkarana kadar sömürüyoruz. Hani eski arkadaşlar bulunuyordu.Sohbet muhabbet yeniden kaynaşma hayatındaki kimseyi kaybetmeme arzusu...Zaten insan olarak birşeyleri kaybetmekten hep korkuyoruz...Facebook yaramıza merhem oldu..Artık herkes gözümüzün önünde...
Ben ilkokul arkadaşlarımı zaten yıllardır görmüyorum ve alışmışım onlarsız yaşamaya, şimdi olsalar ne olmasalar ne?Hadi onu da geçtim ilkokul arkadaşlarımı çok önemsiyorum ve bulduğumda mutluluk çığlıkları attım...3 yılı aşkındır facebooktayım daha bir tane ilkokul arkadaşımla reelde görüşmedim..Hatta daha iki gün önce şöyle bir olay yaşadım...

Yıllardır facebookumda ekli duran ama çokta aktif bir kullanıcı olmayan bir ilkokul arkadaşımla dolmuşta karşılaştık..
Dolmuşun 3.koltuğunda oturuyorum.Bir an sadece yandan gördüm çocuğu ya bu xx'mi acaba dedim...İçime bir kurt düştü selam vereceğim ama o değilse ne diyeceğim.İçimden hayıflanmadım değil keşke Facebooktaki fotograflarına bir göz gezdirseydim diye...Neyse sonuç olarak çocuğa seslendim ve xx dedim sadece...Aaa naber falan derken inene kadar konuştuk o kadar...O günden sonra facebookta karşılaşmadık henüz ama karşılaşırmıyız da bilemiyorum...
İlkokul arkadaşlarına bir faydası varmı bilemiyorum bu sitenin ama kız tavlama da etkisi tartışılamaz.Artık arkadaş ortamında tanışmalar o kadar azaldı ki herkes internetten sevgili olabiliyor.
Seçim kriteri ne? Erkek eklerken kız güzel mi diye bakıyor...
Kız ekleme talebini kabul ederken çocuk yakışıklı mı ...
E canım benim sen bu ilişkiden ne hayır bekliyorsun ki...
Fotoğraf çekiminin ufak tefek hileleri vardır ki bunu hepimiz biliyoruz .Yani hepimizin çok güzel çıktığı bir açı bir duruş söz konusu...Mesela ben somurttuğumda güzel çıkmadığımı biliyorum ve burnumun büyük olduğunu bu nedenle fotoğraf açımı ona göre ayarlıyorum...Eeee!!Ben bunu yapıyorsam bu adamın fotoğrafına nasıl güveneyim.... 
Facebookta ilişki yaşama çabaları (benim şahsi fikrimdir şuan yazacaklarım) olmayacağını bile bile oyalanmak ve  zaman geçsin çabalarıdır...Adam görücü usulüne karşı ama netten tanıştığı biriyle evlenme konusuna olumlu bakıyor..İlginç...

Bu aralar bir haber çıktı Facebookta herkes inanılmaz bir hızla paylaşıyor..Bilmem ne hacker birliği şu tarihte facebooku hackleyecekmiş..Sebep? Burası hepimizin kimlik kayıtlarının sisteme geçirildiği bir yermiş...Doğru veya yanlış, paylaştığın bağlantının öneminin farkında mısın ? İdrak edebilmişsin ki paylaşmışsın diyor mantığım...Peki ne işin var bu sitede hala...Kapatıp gitsene...Olmaz gidemeyiz çünkü bu hackerlar hacklemekten vazgeçerlerse bu bilgiden mahrum kalırız..
Bir yerde facebookun faydasını görmedim dersem yalan olur lisede merhaba merhaba olduğum adamlarla bazen sabahlara kadar sohbet ediyoruz.Hatta bazı arkadaşlarım var ki senelerdir konuşuyoruz henüz bıkmadık...Ama reelde kaç kez görüştüğümüzü sorsanız iki elin parmağını geçmez.Aslında yan yana geldiğimizde bile yadırgıyoruz birbirimizi.Utanmasak yan yanayken bile çıkar telefonunu facebooka gir ordan yazışalım diyeceğiz...
Birde bir milyoncularımız var ki boş gezenin boş kalfası adamlar...Bu sokakta gördüğünüz bir milyoncular değil bunlar...
Gündeme bir olay düşer adamımız hemen bir grup açar hede höhö olayına sessiz kalma bugün 1milyon olalım...Tamam olalım bende beğeneyim sayfanı oda beğensin.Herkesi davet edelim umduğunu da geçsin 2 milyon olalım...Sonra napacağız ele tutuşup halay çekeriz bir planın yok çünkü....Bir amaç uğruna orada olduğunu sandığın adamların içinden bile çıkar tanışalım mı diyen...Dene gör...

Aslında çok rahatsızlık duyduğum bir konu olmasına rağmen bende facebooktayım...Çünkü diğer türlü gerçekten hiçbir arkadaşıma ulaşamıyorum.Mesaj atıyorum napıyoruz bugün diye face'a gel konuşalım diyor adam..Facebookta ciddi sayıda bir arkadaş listem olmasına rağmen(hepsi tanıdık) yüzyüze görüşmeye çağırdığımda geleceğine inandığım çok az sayıda arkadaşım var...Üzücü...!
Bir gün hep beraber facebooktan vazgeçip artık reel yaşamaya karar vermediğimiz sürece de sanırım birilerimiz birileri için bu siteden asla vazgeçmeyecek....Sevgilisi olmayan ezelden beri asosyal olanlardan zaten ümitsizim....

16 Ağustos 2011 Salı

Açıl Aptal Kutusu Açıl

Bugünlerde gündem Somali'de ölen çocuklar...En azından aptal
kutusu böyle söylüyor...
Her 6da dakika bir çocuğun öldüğü Somali'den yardımlarınızı esirgemeyin...Bilmem kaçla kaça mesaj gönderin.Yıllardır binlerce çocuk ölmüş olabilir orada ama olmuşla ölmüşe çare yok biz önümüze bakalım...
Yani Somali de olan bitene ulaşabilen medya bu gerçeği bize getirebiliyor,bir anda yardım ağı kurabilir,bağışlar toplayabiliyor ama bugüne kadar görmezden gelmeyi mi tercih etmiş....
Dünya'nın her yerini gezip ne oluyor ne bitiyor öğrenemeyiz burası kesin ama bu çocuklarda bir anda ölmeye başlamadı ya yılların gerçeği bu.Sadece aptal kutusu şuan bununla meşgul olmamızı istiyor o kadar...Tabiki yardımlarınızı esirgemeyin ama bu olayda bugünlerde cereyan etmedi sonuçta...

Yine uzun bir zaman akıllarımızı meşgul eden başörtüsü meselesi, kürt açılımı, pkk gerçeği falan vardı..E bunlarda yılların sorunları bu başörtülü kadınlar dışarıya başları açık cıkıyordu da bir anda karar alıp artık topluma kapalı çıkmalıyız mı  dedi veya kürtler, kürt olduklarını yıllarca gizleyip bir anda haydi ortaya çıkalım açılım isteyelim mi  dediler..Tabiki hayır...Yine aptal kutusu imdada yetişti baktı gündem boş hemen yeni birşeyle meşgul etmeyi başardi bizi...Sırada ne var merakla beklemiyor değilim...

Ana haber bültenlerimiz bunlardan oluşuyor.Hoş sadece bunlardan oluşsa yine iyi o haberlerde ölen çocuklarda olsa izliyoruz, tükenmekte olan bilmem ne maymun türünün yavrusunu da..Hiçbir şeyi ayırt etmeyen bir milletiz ne güzel...
Haberler sona mı erdi...Gözümüz hemen kutunun sağ alt tarafında az sonra ne varmış bilgisini arıyor hemen...4 dakika sonra Akasya Durağı...Çayını al yerleş hemen koltuğuna 4 dakika gibi kısa bir süren var...( Hadi dizi izliyoruz da bir insan akasya durağını neden izler,merak ediyorum.)

Ayrıca bu kutu hem dedikodu yapar,yaptığı yetmiyormuş gibi de yaptırır da...Magazin programları tabi ki...O ne giymiş, bu ne yapmış, öbürü kiminle evlenmiş, gelinliği nasılmış.Hepsini hafızamıza kazır.Ertesi sabah kadın günlerimizde tartışırız..Aman gelinliği çok sadeymiş, aaa o boşanmış mı daha yeni evlenmişti ve çoğaltılabilecek bir sürü örnek...

Bir de değinmeden geçilmemesi gereken gündüz kuşağı var ki...Çok fena...
Bugün Türkiye'de işsizlikten yakınıyoruz, işimiz varsa da az verilen maaşlardan...Aptal kutusu o kadar hayatımıza girdi ki işsizlik bile normal...Bizler sporumuzu ebru şallı programlarıyla, doktor ihtiyacımızı sayın Saraçoğluyla, kilo problemlerimizi programlardaki diyetisyenlerle giderirsek, işsizlik alıp başını gider tabi...
Dışarı çıkmaya ne hacet  günlük alışveriş için çık yeter.
Günlük alışveriş reçetesini de veriyorum.Bakın bunu da hiçbir televizyon programı yapmaz...
1-bir adet pilates topu(yeni başlayanlar için)
2-Aynı sefa otu (egzama problemleri yaşayanlar için)
3-bütün yeşilliklerden bir adet(diyet yapanlar için öğle yemeği)
4-Akşam kocaya pişirilecek yemek için karar verilen malzemeler...
İşte tamam artık çok sağlıklı birer birey olma yolunda doğru yoldayız...

Herşeyi geçtim bunları hakkıyla yapabilsek 'kadın kendi çapında yapıyor bir şeyler' diyip anlınızdan öpeceğim ama oda yok ebru şallı bitiminde hemen tatlı yapmaya gideriz.İyi geldiğine inandığımız otu 2 gün kullanır üçüncü gün iyi gelmiyor diye bırakır başka bir şey ararız.Diyete sabah başlar akşam yemeğinde ayrı yemek yapmaya erinir o gün ne piştiyse onu yeriz...Yani aptal kutusunun inandırıcılığının  yettiği yere kadar çabalar sonra gündelik yaşantımıza devam ederiz...

Bir arkadaşımla şöyle bir diyologum var ki otur ağla halimize...Çok berbat bir gün geçirmişim birileriyle konuşmalıyım...Arkadaşıma mesaj attım
+ Çok kötüyüm canım sıkkın konuşmalıyız....
Cevap bir 10 dakika sonra geldi.
-Tamam Hürrem reklama girsin hemen arayacağım seni...
Her evde en az iki tane bulunan aptal kutusu sen nelere kadirsin böyle...!


Ağzımızdan akan salyalar beynimizin sulandığının kanıtı fakat farkında değiliz...O şey akşam 2- saat vakit öldürmek için var,hayatımızın  bu kadar merkezinde ne işi var bu aletin...Hadi merkezine koydun dünyayı onun etrafında çeviriyorsun da 'dünyayı evimize getiriyor,icat edenden bin razı olsun' deyipte seni bu kadar asosyalleştiren bu kadar aptallaştıran kutuyu yüceltme....

Ah be aptal kutusu nasıl bir şeysen öyle, beddua edeceğimize dua ettiriyor, 'hadi canım daha neler' diyeceğimiz herşeye inandırıyor, en kötüsü de şuan millet olarak hala farkına varamamış olsakta olmamış bir sürü olaya inandırabiliyorsun bizi...